Değerli Paydaşlarımız,
Doğuş Otomotiv olarak, 30 yıllık köklü geçmişimizin üzerine başarılı bir sayfa daha
eklediğimiz ve mobilitenin geleceğine dair vizyonumuzu somut adımlarla pekiştirdiğimiz
bir yılı gururla geride bırakmış bulunuyoruz. İçinden geçtiğimiz bu dönemi, şirketimizin
“geleneksel araç distribütörlüğünden kapsamlı bir mobilite servis sağlayıcılığına”
evrildiği tarihi bir süreç olarak görüyorum. 30 yılı aşkın bir süredir devam eden bu
yolculukta, sayıları 10,9 milyonu aşan müşterilerimizin güveni ve 2,5 milyondan fazla
aracın yollarla buluşması, inşa ettiğimiz temelin ne kadar sağlam olduğunu gösteriyor.
2025 ile birlikte, küresel ölçekte ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik gerilimlerin
ve ticaret politikalarındaki sert rüzgârların etkilerini artırdığı bir yılı geride bıraktık.
2025, tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların, maliyet baskılarının ve yüksek enflasyon
ortamının küresel ekonomi üzerindeki etkisini sürdürdüğü; buna karşın teknolojik dönüşümün,
mobilite çözümlerinin ve sürdürülebilirlik odaklı iş modellerinin hız kesmeden ilerlediği
bir yıl oldu. Uluslararası Para Fonu- IMF verilerine göre dünya ekonomisi bu zorlu atmosfere
rağmen %3,3 oranında büyüme kaydederek dirençli yapısını korudu.
Türkiye ekonomisi de yıl boyunca küresel gelişmelerin yansımalarının hissedildiği,
iç talep dinamiklerinin görece canlılığını koruduğu ve enflasyonla mücadele kapsamında
uygulanan politikaların etkilerinin özellikle yılın ikinci yarısından itibaren daha
belirgin bir şekilde hissedildiği bir görünüm sergiledi. Finansal göstergelerdeki iyileşme
ve risk algısındaki gerileme ekonomik öngörülebilirliği destekledi. Tüketici güvenindeki
toparlanma, krediye erişim koşullarındaki görece iyileşme ve kur tarafındaki istikrar,
özellikle otomotiv talebinin güçlü seyrini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.
Rekorların ve dönüşümün yılı
Son yıllarda, dünya genelinde otomotiv endüstrisinin, son yüzyılın en köklü paradigmal
değişimlerinden birini yaşadığına tanık oluyoruz. Küresel araç parkının 2030 yılına kadar
2 milyar adede ulaşması beklenirken, asıl büyümenin elektrikli araç parkında %30’lar
seviyesinde gerçekleşeceği ve 78 milyon adede ulaşacağı öngörülüyor. Bu değişim dalgası,
Türkiye pazarında da 2025 yılında kendisini çok güçlü bir şekilde hissettirdi.
Türkiye otomotiv pazarı, 2025 yılında makroekonomik belirsizliklere ve sıkılaştırıcı
regülasyonlara rağmen, beklentilerin üzerinde bir dayanıklılık göstererek yılı yüksek
bir performansla kapattı. Toplam pazar 2025 yılında bir önceki yıla göre %13 büyüyerek,
1,4 milyon adede yaklaşan performansıyla tüm zamanların en yüksek satış hacmine ulaştı.
Tüketici güvenindeki kademeli toparlanma, döviz kurlarındaki görece istikrar, elektrikli
ve hibrit araçlara artan ilgi, model çeşitliliğindeki genişleme ve yeni markaların pazara
girişi, sektörün dönüşümünü hızlandıran temel dinamikler olarak öne çıktı.
Doğuş Otomotiv’de dengeli ve sürdürülebilir büyüme
Doğuş Otomotiv olarak, sektörün bu güçlü performansını doğru okuyan stratejilerimiz,
çok markalı yapımızın sağladığı esneklik ve her şeyden önemlisi
“taraftar müşteri yaratma” vizyonumuz sayesinde 2025 yılını hedeflerimizle
uyumlu, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme ile tamamladık.
Toplam satışlarımız 208 bin adedi aşarak, önceki yıla göre %10 artış gösterdi.
Binek araç satışlarımız 182 bin adede yaklaşırken, hafif ticari araç segmentinde
büyümemizi sürdürdük. Perakende pazar payımızı %15’in üzerine taşıyarak Türkiye
otomotiv pazarındaki güçlü konumumuzu koruduk.
Temsil ettiğimiz markaların geniş ürün gamı ve güçlü marka algısı, bu performansın
en önemli itici gücünü oluşturdu. Volkswagen markamız pazar payını artırırken,
Audi markamız yenilenen ve güçlenen ürün portföyü ile bugüne kadar Türkiye’de
gerçekleştirdiği en yüksek satış rakamlarına ulaştı. Aynı şekilde CUPRA ve Škoda
markaları kendi satış rekorlarını kırarken, SEAT yüksek satış rakamlarıyla pazardaki
güçlü konumunu korudu. Porsche markamız da rekor satış performansıyla lüks segmentteki
yükselişini sürdürdü.
Volkswagen Ticari Araç, 2025 yılında son 8 yılın en yüksek satış adedine ulaştı.
Ağır ticari araç pazarında Scania, pazar payını %8’in üzerine taşıyarak ithal çekici
pazarında ilk sırada yer aldı. Diğer tüm markalarımız da faaliyetlerini istikrarlı
bir şekilde geliştirerek pazar paylarını artırdılar. İkinci el araç operasyonlarımız
da büyümeye katkı sağlayan önemli alanlardan biri oldu. DOD markamız altında yürüttüğümüz
faaliyetlerde satış adetlerimizi artırarak, ikinci el pazarındaki etkinliğimizi güçlendirdik.
Elektrifikasyon ve mobilite: Geleceği bugünden şekillendiriyoruz
Otomotiv dünyası artık sadece teknolojik ürünler satan bir yapıdan, insanların ulaşım
ihtiyaçlarını karşılayan geniş bir mobilite endüstrisine dönüşüyor. 2025, bu dönüşümün
merkezine koyduğumuz elektrifikasyon stratejimizin meyvelerini topladığımız bir yıl oldu.
Elektrifikasyon, gün geçtikçe otomotiv sektöründeki dönüşüm için daha da belirleyici
bir unsur haline geliyor. Tüketici beklentileri menzil, şarj süresi ve toplam sahip olma
maliyeti gibi alanlarda daha rasyonel bir zemine otururken, batarya teknolojilerindeki
gelişmeler ve şarj altyapısındaki yaygınlaşma da bu dönüşümü destekliyor.
2025 yılında Türkiye’de hibrit otomobillerin toplam satışlar içindeki payının
%27,2’ye ulaşması; elektrikli otomobillerin payının ise
%17,7 seviyesine yükselmesi, Türkiye otomotiv pazarında elektrifikasyonun
artık niş değil ana akım haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Doğuş Otomotiv olarak biz de bu dönüşümü ürün portföyümüze ve iş modelimize yansıtmaya
devam ettik. Temsil ettiğimiz markaların elektrikli ve plug-in hibrit model atağı,
satış performansımızı destekleyen en önemli unsurlardan biri oldu. Ürün portföyümüze
eklenen yeni modellerle müşterilerimize daha geniş ve erişilebilir bir mobilite deneyimi
sunmayı sürdürdük.
Elektrifikasyonun hız kazandığı bu dönemde, müşterilerimize yalnızca araç sunan değil;
şarj altyapısından satış sonrası hizmetlere kadar uzanan bütünsel bir ekosistem sağlayan
bir yapı kurmayı hedefledik. Elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir biçimde büyümesi
için yalnızca ürün sunmanın yeterli olmadığı bilinciyle, artan elektrikli araç parkına
paralel olarak şarj altyapımızı genişlettik, batarya onarım yetkinliklerimizi geliştirdik
ve satış sonrası organizasyonumuzu bu yeni teknolojik dönüşüme uyumlu hale getirdik.
Türkiye’de elektrikli araç pazar payının %30’lara ulaşması beklenirken, şarj altyapısının
yaygınlaştırılması sektörün en kritik önceliklerinden biri haline geldi. Doğuş Otomotiv
olarak bu ihtiyacı erken dönemde öngörerek hayata geçirdiğimiz yatırımlar, bugün
elektrifikasyon ekosisteminin en güçlü bileşenlerinden birini oluşturuyor.
Şarj istasyonu markamız D-Charge, 2025 yıl sonunda Türkiye’nin
45 ilinde toplam 621 soket sayısına ulaşarak pazarda kendine güçlü
bir konum edindi. Sadece altyapıyla sınırlı kalmayıp, satış sonrası hizmetlerde de
devrim niteliğinde adımlar atıyoruz. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerimizin
sayısını 7’ye çıkartarak, elektrikli araç sahiplerine sunduğumuz
güveni pekiştirdik.
Mobilite ekosistemimiz çeşitlenerek büyüyor
Otomotiv sektörünün araç sahipliğinden hizmet temelli mobilite çözümlerine evrildiği
yeni dönemde, faaliyet alanlarımızı çeşitlendirmeyi sürdürüyoruz. Denizcilik alanında
geliştirdiğimiz servis ve operasyon modeli, mobilite yaklaşımımızın farklı ulaşım
alanlarına taşınmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Önceki yıllarda birçok değerli
marka ile distribütörlük anlaşması imzalayan Doğuş Marine, 2025 yılında portföyüne eklediği
Riviera markasıyla mobilite vizyonumuzu denizlere taşımayı sürdürdü.
Bunun yanı sıra mikro mobilite çözümleri ve elektrikli bisiklet gibi yeni nesil ürünleri
portföyümüze dahil ederek mobilite ekosistemimizi çeşitlendirmeye devam ettik. Yenilikçi
tasarımı, katlanabilir elektrikli bisiklet segmentindeki güçlü konumu ve sürdürülebilir
ulaşımı odağına alan yaklaşımıyla global pazarda öne çıkan bir marka olan MATE.’yi de
2025 yılında Türkiye pazarı ile tanıştırdık.
Teknoloji odaklı büyüme ve girişimcilik ekosistemi
Doğuş Otomotiv olarak, değişimi sadece takip eden değil, bizzat yöneten bir şirket olma
vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda 2025 yılı, dijital dönüşümü kurum kültürümüzün
bir parçası haline getirdiğimiz en verimli yıllardan biri oldu. GO-DGTL altyapımız ile
veri temelli bir yönetim modeli sergileyerek robotik süreç otomasyonu, yapay zekâ destekli
müşteri deneyimi ve IoT tabanlı lojistik çözümleri gibi 119 farklı dijital projeye
toplam 116 milyon TL yatırım yaptık. Bu yatırımlar sonucunda sadece 2024 ve
2025 yıllarındaki operasyonel verimlilik artışıyla 170 milyon TL tasarruf
elde etmeyi başardık. Aynı zamanda çalışanlarımızın dijital yetkinliklerini geliştirmeye
yönelik eğitim programlarımızla, kurumsal dönüşümümüzü insan kaynağımızla birlikte ilerlettik.
2025 yılının en heyecan verici gelişmelerinden biri de, girişimcilik ekosistemine attığımız
stratejik adım oldu. SPK onayıyla kurduğumuz
“Rota Portföy Yönetimi A.Ş. D-Venture Fon Sepeti Girişim Sermayesi Yatırım Fonu”
ile mobilite teknolojileri, bağlantılı araç çözümleri, yapay zekâ, akıllı lojistik ve
sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi girişimlere yatırım yapmaya başladık. Bu adımı,
yalnızca finansal bir yatırım olarak değil, geleceğin mobilite ekosistemine erken erişim
sağlayan stratejik bir konumlanma olarak değerlendiriyoruz.
Karbon nötr hedefimize bağlıyız
Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimseyen şirketimiz, 2025 yılında da çevresel
ve sosyal sorumluluklarında sektörüne örnek olmaya devam etti. Sektörümüzde, Türkiye
Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu rapor yayınlayan öncü şirketlerden
biri olarak şeffaflık vizyonumuzu bir üst seviyeye taşıdık. Enerji verimliliği projelerimiz,
yenilenebilir enerji yatırımlarımız ve değer zincirimizin tamamını kapsayan sürdürülebilirlik
uygulamalarımızla, düşük karbonlu iş modeli vizyonumuzu güçlendirmeye devam ettik.
Şekerpınar Lojistik Merkezi’mizde kurulu Güneş Enerjisi Santrali ile tesisimizin elektrik
ihtiyacının %77’sini güneşten karşılayarak 4.337 MWh elektrik ürettik.
2030 yılına kadar karbon ayak izimizi %30 azaltma ve elektrik tüketiminde
%100 yenilenebilir kaynaklara geçme hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz.
Değer zincirimizdeki tedarikçilerimizin %68’inin sürdürülebilirlik
kriterlerini karşılar hale gelmesi, bu dönüşümün tüm ekosistemimize yayıldığının en net
göstergesi. Elektrifikasyon yatırımlarımız, şarj altyapısı genişlememiz ve emisyon azaltım
hedeflerimizle iklim dostu mobilite dönüşümüne katkı sunmayı bir görev kabul ediyoruz.
Toplumsal değer ve sürdürülebilir etki
Başarımızı sadece finansal tablolarla değil, topluma kattığımız değerle de ölçüyoruz.
21. yılını geride bırakan “Trafik Hayattır!” platformumuz, bu yıl da
trafik güvenliği bilincini artırmak amacıyla binlerce bireye ulaştı. Özellikle Tohum
Otizm Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz “Güvenli Trafik Becerileri”
projesi kapsamında, otizmli bireylerin trafikte güvenliğini sağlamak için özel eğitim
kitleri geliştirdik ve öğretmen eğitimlerine hız verdik.
Biyoçeşitlilik alanındaki amiral gemimiz “Doğaya Kanat Açtık” projesi
kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi
ve Türkiye genelinde gözlemlenen kuş türü sayısı 395’e, memeli türü
sayısı ise 30’a yükseltildi. Yürüttüğümüz bu çalışmalarla, doğal yaşamın
korunmasına katkı sunma ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma
sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdürdük.
Ortak değerlerle büyüyen bir organizasyon
Ulaştığımız tüm bu başarıların arkasındaki en büyük güç, birbirine inanan ve
“Bunu birlikte başardık!” diyen 2.000’i aşkın çalışanımızdır.
2025 yılında da çalışan bağlılığını, kapsayıcılığı ve yetenek gelişimini odağımıza
almaya devam ettik. Çalışan bağlılığı oranımızı %84’e yükseltirken,
fırsat eşitliği ilkemiz doğrultusunda kadın çalışan oranımızı %33,3’e,
kadın yönetici oranımızı ise %35,8’e çıkardık.
Çalışanlarımızı geleceğin yetkinlikleriyle donatmak için bir yılda
37.800 saatin üzerinde eğitim gerçekleştirdik. Eğitim yatırımlarımız,
liderlik programlarımız ve dijital yetkinlik geliştirme çalışmalarımızla çalışanlarımızın
gelişimini bütüncül bir yaklaşımla destekledik. Çalışan gönüllülük programlarımız ve
sosyal etki platformlarımız aracılığıyla kurum içi kültürümüzü toplumsal faydayla
bütünleştirmeyi sürdürdük. Ortak akıl ve çevik yönetim anlayışımız, Doğuş Otomotiv’i
her türlü değişime karşı daha dayanıklı ve uyumlu bir organizasyon yapısına kavuşturuyor.
Elektrikli araç odaklı büyüme ve model atağı
2026 yılında küresel ölçekte finansal koşulların daha öngörülebilir bir çerçeveye oturması,
tüketici güveninin güçlenmesi ve elektrikli araç dönüşümünün hız kazanmasıyla birlikte
otomotiv pazarında dengeli büyümenin sürmesini bekliyoruz. Bizim için 2026,
elektrikli araç odaklı bir büyüme ve tam bir “model atağı” yılı olacak.
Lansmanlarımızın yanı sıra 2026’da şarj altyapımızı daha da yaygınlaştırarak mobilite
servislerindeki liderliğimizi pekiştireceğiz.
Doğuş Otomotiv olarak güçlü finansal yapımız, yaygın Yetkili Satıcı ve Servis ağımız,
dijital ve mobilite odaklı yatırımlarımız ve çok markalı iş modelimizin sağladığı rekabet
avantajıyla sürdürülebilir büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Amacımız,
temsil ettiğimiz markaların gücünü korumanın ötesinde, Türkiye’de mobilitenin geleceğini
şekillendiren şirketlerden biri olmak.
Doğuş Otomotiv’in bu başarı öyküsünü yazan, vizyonuyla bize yol gösteren ana ortağımız
Doğuş Grubu’na; yarım asra yaklaşan iş birliğimizle güçlendiğimiz ortağımız Volkswagen AG’ye;
Türkiye’nin dört bir yanındaki fedakâr Yetkili Satıcı ve Servis teşkilatımıza, çalışma
arkadaşlarımıza ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum.
Geçmişimizden aldığımız emaneti, sahip olduğumuz çalışma azmi ve gelecek vizyonuyla
yarınlara en iyi şekilde aktarmaya devam edeceğiz.
Saygılarımla,
Emir Ali Bilaloğlu
İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkanı