Son Haberler

Haber Arama


 aramak istiyorum
 ara.
 

Haberler

BUGATTI, Doğuş Otomotiv'den Sorulacak!

SIRA DIŞI SPOR OTOMOBİL MARKASI BUGATTI’NİN TÜRKİYE TEMSİLCİSİ DOĞUŞ OTOMOTİV OLDU!

      BUGATTI, DOĞUŞ OTOMOTİV’DEN SORULACAK!

1998 yılında Volkswagen AG çatısı altına giren ve halen dünyanın en pahalı seri üretim spor otomobili Veyron 16.4’ün üretimini gerçekleştiren Bugatti markasının Türkiye’deki temsilcisi Doğuş Otomotiv oldu. Değer zinciri kapsamında temsil ettiği marka sayısını 14’e çıkaran Doğuş Otomotiv, Bugatti adına ülkemizde tanıtım, pazarlama ve satış aracılığı faaliyetlerini yürütecek.

Türkiye’de otomotiv sektörüne değer zinciri kavramını getirerek en geniş yelpazede ürün ve hizmet sunan Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., Aralık ayı itibariyle dünyanın en değerli spor otomobil markalarından biri olan Bugatti’nin Türkiye temsilciliğini de üstlendi. Bentley ve Lamborghini’nin yanı sıra Audi ve Porsche gibi lüks otomobil markalarının da distribütörlüğünü gerçekleştiren Doğuş Otomotiv’in temsil ettiği küresel büyüklükteki marka sayısı böylece 14’e yükseldi.

Merkezi ve mevcut tek fabrikası Fransa’da Molsheim’da bulunan Bugatti Automobiles S.S.SS şirketi adına Doğuş Otomotiv, Türkiye genelinde tanıtım, pazarlama ve satış aracılığı faaliyetlerinde bulunacak.

Uluslararası otomotiv sektöründe neo-klasik sportmen olarak anılan Bugatti, halen sadece seri üretim halini ilk olarak 2001 yılında tanıttığı 16.4 Veyron isimli modelini üretiyor. Uzun süre testler sonrasında seri üretim bandına gelebilen bu sıra dışı spor otomobil, iki adet V8 motorun birleştirilmesiyle meydana gelen 16 silindirli turbo motorunun performans değerleriyle olduğu kadar sınırlı üretim adedi ve satış fiyatıyla da dikkat çekiyor. 1001 HP güç ve 1250 Nm tork üreten 8,0 litrelik W16 motorlu Bugatti Veyron 16.4, 2.5 saniyede 0–100 km/s hızlanmasını tamamlayabiliyor. Statik konumdan 300 km/s hıza 16.8 sn’de çıkabilen ve 407 km/s’lik son hız değerine sahip dört tekerlekten çekişli Bugatti Veyron 16.4’te 7 ileri hızlı DSG şanzımanla vites değişimleri gerçekleştirilebiliyor.

Doğuş Otomotiv CEO’su Ali Bilaloğlu, sadece 300 adetlik limitli üretilecek Bugatti Veyron 16.4’ten 2007 Eylül ayı sonu itibariyle tüm dünyada 168 adet satıldığını açıkladı. Avrupa’da satış fiyatının 1 milyon Euro’nun üstüne çıktığı Bugatti Veyron 16.4’ün ülkemizdeki yaklaşık satış fiyatı ise 2.5 milyon Euro olacak.

Bugatti’nin Türkiye’den gelen test sürüşü ve satın alma talepleri üzerine Doğuş Otomotiv’e temsil hakkı vermeyi kendisinin istediğinin altını önemli çizen Ali Bilaloğlu, Türkiye’nin Bugatti’nin temsil edildiği 20. ülke olduğunu da ayrıca vurguladı.

Bugatti Veyron 16.4’ün Moskova ve Hong Kong tanıtımlarının bile ekim ayı içinde gerçekleştiğini belirten Doğuş Otomotiv Audi& Bentley & Lamborghini & Bugatti Genel Müdürü Gino Bottaro,  “Bugatti’nin en çarpıcı özelliği 300 km/h’lik hıza sadece 16,8 saniye gibi kısa bir sürede ulaşıyor olmasıdır. Bu rakiplerinin yarısı bir süredir. Bu performansı düşündüğünüzde; markanın ne kadar özel bir marka olduğunu açıkça görmek mümkündür. Bugatti’de dünyanın hiçbir yerine boşa araç üretilmiyor. Eylül sonu itibariyle 168 adet satış gerçekleştirildi. Özetle Bugatti gerçek bir kolleksiyoner markası” dedi. Bottaro,  2008 yılında aracı test etmek isteyen özel müşteriler için Fransa’da test sürüşleri organize edeceklerini de açıkladı.

Bugatti Temsilciliği Bulunan Ülkeler (Türkiye hariç)

A.B.D.                     9 Adet
Almanya                 4 Adet
İsviçre                    2 Adet
İspanya                  2 Adet
İngiltere                 1’er Adet
Monako
Hollanda
Avusturya
Belçika
İtalya
Fransa
Rusya
Singapur
Japonya
Çin
Katar
Kuveyt
Birleşik Arap Emirlikleri
Suudi Arabistan

19 ülke  32 temsilcilik

Bugatti Tarihçe

1881 yılında İtalya’da Milano şehrinde doğan Ettore Bugatti, 1897 yılında lise eğitimini tamamladıktan sonra Milano Sanat Akademisine kabul edildi. Ettore, hem eğitimine devam ederken bir yandan da Prinetti&Stucchi isimli bir bisiklet üreticisinin yanında çalışmaya da başladı. Teknoloji ve mekaniğe olan ilgisi nedeniyle otomobillerle de ilgilenmeye başlayan genç Ettore, De Dion motorlar donatılmış üç tekerlekli bir motosiklet yaparak yarışlara katılmaya başladı. 1898 yılında Prinetti&Stucchi çatısı altında ilk dört tekerlekli aracını üreten Ettore, önde iki ve arka da iki olmak üzere toplam dört motorlu aracına daha sonra bu araca Type 1 adını verdi. 1901 yılında üretilen Type 2 ise Milano Otomobil Fuarı’nda altın madalya ile ödüllendirildi.

Zengin bir Fransız olan Baron de Dietrich ile anlaşan Bugatti, 100 otomobillik bir anlaşma yaparak ilk kez seri üretime geçti. Dietrich-Bugatti adıyla üretilen otomobillere Type 3, Type 4 ve Type 5 adları verildi ve 1904 yılına kadar üretim devam etti. Daha sonda Dietrich ile anlaşmasını fesheden Bugatti, 1905 yılından itibaren Mathis şirketiyle anlaşarak dört silindirli motora ve dört ileri manuel vitesli şanzımana sahip yeni modeller üretmeye başladı. Hermes olarak da bilinen Type 6 ve Type 7 modellerini, Alman motor üreticisi Deutz için ürettiği Type 8 ve Type 9 modelleri takip etti.

Daha sonra bir Alman bankasıyla anlaşan Bugatti, Fransa’nın Almanya sınırı yakınlarında kendine bir fabrika kurarak otomobil ve uçak motorları üretmeye başladı. Günümüzde de kullanılan Bugatti amblemini taşımaya başlayan ilk model olan 10, 1910 yılında düzenlenen Paris Otomobil Fuarı’nda gün ışığına çıktı. Aynı yıl beş otomobil üretip satan Bugatti, yarış kariyerinde de önemli adımlar atmaya başladı. 1911 yılında Fransa Grand Prix’sinde elde edilen ikinciliği ardından Bugatti yeni bir finansal başarıya imza attı. 19 modelinin motorunu Peugeot’yla ortak üretilen Bebe modelinde kullanmaya başlayan Bugatti, gelecekte üreteceği modeller için önemli bir kaynak elde etmeyi başardı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Amerika hükümetleri için uçak motoru üreten Bugatti, savaş sonrasında ürettiği ilk model olan 13’ü 16 supaplı ve 8 silindirli modern bir motorla donattı. 29 ve 30 modellerini de 8 silindirli ve 60 HP’lik bu motorla donatan Bugatti, bir çok yarışta ikincilik ve üçüncülük elde eden taraf oldu. 1924 yılında üretilmeye başlanan 8 silindirli 24 supaplı ve 90 HP’lik Type 35 ise, Lyon GP’sinde birinciliğe ulaşarak, Bugatti takımına ilk birinciliğini kazandırdı. Type 35 ile 130 HP’lik versiyonu olan Type 35 B, aynı zamanda 1931 yılında kadar çeşitli yarışlarda 2 binin üzerinde zafere imza atarak bugün bile kırılamayan bir rekorun sahibi oldu.

1927 yılında 12.7 litre ve 8 silindirli 300 HP’lik motorla donatılmış Type 41 Royale modelinin üretimine başlayan Bugatti, bu modelden 750 adet üreterek hepsini satma başarısını gösterdi. 1930 yılında cabrio modeli olan Type 50’yi üretmeye başlayan üretici, bu modelini 5.0 litrelik ve 200 HP’lik bir motorla donattı. 1937 yılında Jean Pierre Willie ve Jean Veyron’dan oluşan Bugatti takımı 175 HP’lik Type 57 G diğer adıyla Tank modeliyle ilk Le Mans zaferine imza attı. Bu arada finansal açıdan sıkıntılar çekmeye başlayan Ettore Bugatti’yi oğlu Jean’ın Le Mans yarışları için gerçekleştirilen testler sırasında ölmesi ve hemen ardından başlayan İkinci Dünya Savaşı derinden etkiledi.Savaş sırasında faaliyetlerini tamamen durduran Bugatti, 1947 yılında akciğer enfeksiyonundan hayatını kaybetti. Şirket, Ettore Bugatti’nin kontrolündeyken 7 bin 600 adet araç üretmiş ve bunların tamamını satabilmeyi başarmıştı.

Ettore’nin diğer oğlu Rolando Bugatti şirketin yönetimini üstlenerek yola devam etme kararı aldı. İlk olarak, 1951 yılında Type 101 modeli üretilmeye başlandı. Bu arada Hispano-Suiza-Mericier isimli yedek parça şirketi, Bugatti’nin Molsheim fabrikasını satın aldı. 1956 yılından itibaren otomobil üretimini tamamen durduran Bugatti markası, 35 yıl süren bir uyku dönemine girmiş oldu.

Bu dönem içerisinde otomobile yönelik hiçbir girişimde bulunmayan Bugatti markası, 1989 yılında İtalyan işadamı Romano Artioli tarafından yeniden hayata döndürüldü. 550 HP’lik 12 silindirli ve 60 supaplı motora sahip EB 110 GT, 1991 yılında Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Yürüyen aksamı karbon fiberden üretilen monokok şasili EB 110’un gövdesi de alüminyumdan üretilmişti. Bir yıl sonra daha hafif yapıya sahip EB 110 SS ( Sport Stradale) tanıtıldı. 352 km/s’lik maksimum hıza erişebilen EB 110 SS, 0-100 km/s hızlanmasını 3.2 sn’de tamamlıyordu. EB 110 serisinden 150 civarında sipariş alan Bugatti markası, yeniden üretime geçerken 1994 yılında ve ardından 1996 yılında Le Mans yarışlarına yeniden katıldı. 1997 yılında Bugatti, EB 110 SS ile Finlandiya’da gerçekleştirilen bir organizasyonda, 296.8 km/s’lik hıza ulaşarak buz üstünde hız rekoruna imza attı. 1993 yılında, Cenevre Otomobil Fuarı’nda Bugatti yeni bir konsept otomobili olan EB 112’yi tanıtmış. Dört tekerlekten çekişli EB 112 konsepti, aynı zamanda dört kapılı bir sedan coupe tasarımına sahipti. 6.0 litrelik 12 silindirli ve 460 HP güç üreten motorla donatılan EB 112, Italdesign ile birlikte geliştirilmiş ve tasarlanmıştı. Bugatti için her şey yolunda denilirken, İtalyan işadamı Artioli’nin şirketinin iflas etmesi, markanın yeniden sessizliğe gömülmesine neden oldu.

1998 yılında ise Bugatti’nin tarihinde çok önemli bir sayfa açıldı. Volkswagen Group, markanın tüm haklarının satın alarak, Bugatti’yi kanatlarının altına aldı. Aynı yıl, Cenevre Otomobil Fuarı’nda Bugatti EB 218 tanıtıldı. Italdesign tarafından tasarlanmış olan EB 118, VW tarafından geliştirilmiş olan 6.3 litre ve 18 silindirli 555 HP’lik benzinli bir motorla donatılmıştı. Tam anlamıyla mühendislik abidesi olan alüminyum gövdesi ve çarpışmalara karşı daha dayanıklı güçlü şasisi sayesinde dikkat çeken EB 118, dört tekerlekten çekişli olarak tasarlanmıştı. Bir yıl sonra, yine Cenevre Otomobil Fuarı’nda bir başka konsept aracı sergileyen VW bünyesindeki Bugatti, büyük sükse yarattı. Tanıtılan ilk konsept aracı olan EB 218’i, Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan EB 18/3 Chiron takip etti. Aynı yılın sonlarında düzenlenen Tokyo Otomobil Fuarı’nda ise 18 silindirli motora sahip EB 18/4 Veyron tanıtıldı. 2000 yılı ise Bugatti markası için pazar araştırmalarının ve model çizgisinin belirlendiği yıl oldu. Sırasıyla Detroit, Cenevre ve Paris Otomobil Fuarı’larında tanıtılan EB 16.4 Veyron isimli yeni konsept otomobili, markanın yeniden seri üretim modelinin hazırlığını oluşturuyordu. 2001 yılında ise EB 16.4 Veyron’un konsept aracında olduğu gibi benzer teknik özelliklerle üretilmeye başlanmasına karar kılındı. 2003 yılında Kuzey Amerika pazarına yönelik tanıtımı gerçekleştirilen Bugatti 16.4 Veyron’un “Pur Sang” adı verilen karbon fiber/alüminyum gövde unsurlarına sahip özel versiyonu ise 2007 yılında tanıtıldı. Bununla birlikte 2003–2005 yılları arasında Bugatti Engineering’in CEO’luğunu yapan ve Bugatti 16.4 Veyron’un geliştirilme sorumluluğunu üstlenen Dr. Franz Joseph Paefgen, Bentley’in yanı sıra Bugatti’nin de başkanlığına atandı.