Değerli Paydaşlarımız,
Küresel piyasalarda olumlu beklentilerle başlayan 2018 yılı, gündeme damgasını vuran ticaret savaşları, İngiltere’nin AB’den çıkış “Brexit” konusu, artan politik belirsizlikler ve gelişmiş ülke merkez bankalarının parasal sıkılaşma programlarını gündeme getirmesi nedeniyle yerini yeniden risk algısının arttığı bir sürece bıraktı. ABD ile Çin arasında Temmuz ayı itibarıyla ticaret savaşlarının resmen başlaması ve ardından ABD Başkanı Trump’ın “küreselleşme doktrinini reddediyoruz” şeklindeki açıklaması, dünyanın çok kutuplu yeni bir tarihsel döneme girdiği tezlerini güçlendirdi.
Öte yandan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden resmi olarak ayrılmasına sadece aylar kaldığı halde AB ile halen bir uzlaşmaya varılamamış olması, piyasaları tedirgin eden bir unsur olarak öne çıktı. Avrupa’da İtalya’nın başını çektiği yüksek borçlu ülkelerin yarattığı belirsizlik, Çin ekonomisinde ivme kaybının hızlandığına dair kaygılar, petrol fiyatlarında gözlenen yükseliş eğilimi ve ülkemizin de bulunduğu coğrafyada yaşanan belirsizlikler, iş dünyasının risk iştahını baskılayan diğer gelişmeler oldu. ABD ve Avrupa Merkez Bankalarının parasal sıkılaşma adımları atmasıyla ucuz likidite döneminde sona yaklaşılırken, bunun gelişen ülkeler üzerinde yarattığı baskı da kırılganlıklarını artırdı.
IMF’nin gümrük tarifeleri, siyasi belirsizlikler ve yükselen sermaye çıkışlarını gerekçe göstererek küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminini yıl içinde aşağı yönlü olarak revize etmesi ve küresel risk algısına ilişkin bir gösterge niteliğinde olan Volatilite (VIX) Endeksi’nin yıl boyunca istikrarlı olarak artması, küresel ekonomiye dair beklentilerdeki yön değişimini teyit eden gelişmelerdi.
Dünya otomotiv sektörü zor bir dönemeçte
Tüm bu gelişmelerden, küresel otomotiv pazarı da payına düşeni aldı. Dünyanın en büyük otomotiv pazarı olan Çin’de 20 seneyi aşkın süredir genişleyen pazar, 2018 yılında yüzde 6 oranında küçülerek 22,7 milyon adetle beklentilerin çok altında kaldı.
Ekonomik konjonktürden bağımsız olarak otomotiv sektörü, gelişmiş ülkelerin ardı ardına açıkladığı sıfır emisyon planlarına uyum sağlamak gibi bir görevle de karşı karşıya bulunuyor. Bugün olduğu gibi gelecekte de dijitalizasyon ve otonom sürüş gibi teknolojik gelişmelerin yanı sıra çevresel regülasyonlar, otomotiv sektörünün geleceğini şekillendiren en önemli unsur olacak.
Bu bağlamda 2018, dünya genelinde otomotiv sektörü için kolay bir yıl olmadı. Avrupa’da araçların emisyon değerlerinin hesaplama yöntemini yeni kurallara bağlayan WLTP (Worldwide Harmonized Light-Duty Vehicles Test Procedure - Dünya Çapında Küresel Uyumlu Hafif Araçlar Test Prosedürü) standartlarının 2017 yılında kısmen yürürlüğe girmesinin ardından test prosedürünün 1 Eylül 2018 itibarıyla tüm yeni araçları kapsayacak şekilde genişletilmesi, Volkswagen Grubu dahil birçok otomotiv üreticisinin model gamını gözden geçirmesine ve birçok önemli modelin üretimine ara vermesine neden oldu. Yeni standart, AB ülkeleri kadar Türkiye’deki otomotiv üreticilerini de bağlıyor. WLTP standartlarının 1 Eylül 2019 tarihinden itibaren istisnasız tüm modeller için zorunlu kılınacak olması, otomotiv endüstrisi üzerindeki etkisinin büyüyerek devam etmesine neden olacak.
Otomotiv sektörünün geleceği elektrikli araçlarda
Elektrikli araçlar, gelişmiş ülkelerin programa koyduğu sıfır emisyonlu ulaşım hedefinin en kritik unsurunu oluşturuyor. 2030 yılına kadar AB sınırları dahilindeki yeni otomobil satışlarının yüzde 55’inin tam elektrikli araçlardan, yüzde 40’ının ise hibrit araçlardan meydana geleceği öngörülüyor. Bu güçlü eğilimin yansımalarını günümüzde de görmek mümkün. Avrupa’da 2019 yılında hemen her markanın yeni bir elektrikli otomobil modelini satışa sunacağı öngörülüyor. 2019 yılının, bu anlamda elektrikli otomobiller için bir mihenk taşı olacağını söylemek mümkün.
Otonom sürüş ve çevresi ile bağlantı kurma yeteneği gibi özellikler, geleceğin araçlarını tanımlayan diğer gelişmeler olacak. Ayrıca araç paylaşımı ve araçların daha sık aralıklarla yenilenmesi gibi tüketici talepleri de otomotiv sektörünü yepyeni eğilim ve beklentilerle karşı karşıya bırakacak.
Türkiye otomotiv pazarı beklentilerin gerisinde kaldı
2018, Türk otomotiv sektörü açısından da zor ve beklentilerin gerisinde kalan bir yıl oldu. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de otomotiv sektöründeki yukarı ve aşağı yönlü hareketler, ekonomik göstergelerle doğrudan bağlantılı gerçekleşiyor. 2018’in ilk üç ayında Türkiye ekonomisindeki pozitif gelişmeler paralelinde otomotiv sektörü de 2017’deki canlılığını muhafaza ederek büyümesini sürdürdü. Ancak bu olumlu hava, ikinci çeyrekten itibaren döviz kurlarında volatilite ve faizlerde meydana gelen yüksek artış sonucunda yerini karamsar bir tabloya bıraktı.
Yıl genelinde dövizde yaşanan yüzde 35 düzeyindeki artış, sektörü olumsuz etkiledi.
Otomotiv sektöründeki daralma, etkisini özellikle ikinci ve üçüncü çeyreklerde yoğun bir şekilde hissettirdi. Pazar koşulları sektörde öngörülebilirliği zorlaştırırken, tüketiciyi de otomotiv ürünlerinden uzaklaştırdı. Sektör, son iki ayda devreye alınan ÖTV ve KDV indirimlerinin getirdiği canlılığa rağmen yılı yüzde 35 daralmayla tamamladı.
Otomotiv ekosisteminin korunarak geliştirilmesi temel öncelik
Genel olarak bu olumsuz tabloya rağmen otomotiv sektörü 2018 yılında bazı olumlu gelişmelere de sahne oldu. 16 ve üzeri yaştaki araçların hurdaya çıkarılmasına bağlı olarak yeni araç alımında ÖTV indirimi sağlayan teşvik uygulaması, uzun zamandır beklenen bir gelişme olarak Haziran ayında devreye girdi. Ardından, sektöre uygulanan özel tüketim vergisi oranlarına esas özel tüketim vergisi matrahlarının güncellenmesi ve 2018 yılında üretilmiş araçların ithalatına ek süre tanınması, sektörün ihtiyaçlara cevap veren bir düzenleme olarak pozitif etki yarattı.
Diğer taraftan yılın son gününde hükümetin ÖTV ve KDV indirimlerini 31 Mart 2019’a kadar uzatma kararı, ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden otomotiv ekosisteminin korunarak geliştirilmesi ve küresel otomotiv arenasında sektörün rekabet gücünün devamlılığı adına çok önemli bir gelişme olarak kaydedildi.
Markalarımız konumunu korudu
Doğuş Otomotiv, tüm ekonomik ve sektörel zorluklara karşın markalar bazında pazardaki konumunu koruyarak, 2018 yılında da Türkiye’nin lider otomotiv ithalatçısı ve en büyük distribütörlerinden biri olmayı sürdürdü. Portföyümüzdeki hemen tüm markalarımız pazardaki daralmaya karşın kendi pazardaki sıralarını korurken, satış sonrası hizmetler cirolarında da artış sergilediler.
Yeni teknolojiler ve dijitalleşme stratejimizin temelini oluşturuyor
Dijital teknolojileri iş süreçlerimizin bir parçası haline getirme yönündeki kararlılığımız, 2018 yılında attığımız adımlarla daha da perçinlendi. Kurum içinde 2017 yılında kurduğumuz Dijital Dönüşüm Departmanı’nın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, müşterilerimizle buluştuğumuz her noktada hizmet kalitemizi ve verimliliğimizi artırma hedefine bizi daha da yaklaştırdı.
Doğuş Otomotiv olarak, Volkswagen Grubu’nun yeni teknolojiler ve ileri dijitalleşme temelli başlattığı küresel değişim ve gelişim stratejisini yakından izliyoruz. 2018 yılında Volkswagen AG ile distribütörlük sözleşmemizin süresiz şekilde yenilenmesi, güven tazeleme açısından taşıdığı anlam kadar, dijitalleşme sürecine yönelik hedeflerimiz açısından da bize uzun vadeli bir perspektif sunuyor.
Hedef, çalışma kalitesini artırmak
Doğuş Otomotiv olarak çalışanlarımıza yakın olmayı ve çalışan bağlılığını artırmayı en önemli kurum hedeflerinden biri kabul ediyoruz. Çalışan profil ve yetkinliklerine yönelik değişimleri takip ederek daha yaratıcı, takım çalışmasına yatkın, değişime açık ve hedef odaklı insan kaynağı gücümüzü artırmaya yönelik İK uygulamalarımızla fark yaratmayı hedefliyor, değerler zincirimizdeki en önemli halka olan insan odağında sektörümüze örnek teşkil etmek istiyoruz.
Çalışanlarımıza değerli olduklarını hissettiren, ortak bir kültür oluşturan, yenilikçi ve sürdürülebilir İK uygulamalarımızın bir örneğini de, tüm çalışanlarımıza birebir İK hizmeti sunmak amacıyla 2018 yılında hayata geçirdiğimiz “İnsan Kaynakları İş Ortağı” yapısı oluşturdu.
Bu alanda yine ayrıştırıcı bir unsur olarak, kadın çalışan oranımızı artırmak en temel hedeflerimizden biri. Kadınların işgücüne katılımlarını artırmak ve ülkemizin ekonomik katılım ve fırsatlar alanındaki cinsiyet uçurumunu kapatmak amacıyla yürütülen “İş’te Eşitlik Programı” kapsamında, Doğuş Otomotiv bünyesindeki kadın çalışan oranımız 2018 yılı itibarıyla %33,1 oldu.
Öte yandan, Doğuş Otomotiv’in borsada işlem gören 403 şirket arasında yüzde 50 ile yönetim kurulunda en fazla kadın üye bulunduran şirket olması, 2018 yılında “Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu” ödülüne layık görülmesini sağlayarak hepimizi gururlandırdı.
Vazgeçilmez değerimiz, kurumsal itibarımız
Uzunca bir süredir Şirketimize önemli katkıları olan marka genel müdürlerimizin deneyimlerinden faydalanılarak, yönetim yapısının daha dinamik hale kavuşturulması amacıyla 2018 yılı başında üst yönetim reorganizasyonunu gerçekleştirdik. Ayrıca Yönetim Kurulu üye sayısının azaltılması paralelinde, uzun yıllardır birlikte sürdürdüğüm Yönetim Kurulu Üyeliği ve İcra Kurulu Başkanlığı görevlerindeki tecrübem dikkate alınarak, Genel Kurul tarafından Yönetim Kurulu Başkanlığı ve İcra Kurulu Başkanlığı görevlerini beraber ifa etmek üzere görevlendirilmem beni son derece onurlandırdı.
Bir kurum kültürü haline getirdiğimiz kurumsal sürdürülebilirlik bilinci, yıldan yıla kök salarak gelişiyor. Tüm faaliyetlerimizde kurumsal yönetişimin adillik, şeffaflık hesap verebilirlik ve sorumluluk esaslarını benimseyerek, iyi uygulamalarımızla örnek olduğumuzun bir göstergesi olan Kurumsal Yönetişim Derecelendirme notumuz 2018’de de artarak 9,64’e yükseldi.
Müşterilerimizin, tedarikçilerimizin, çalışan ve hissedarlarımızın bize duyduğu güveni ve ticari faaliyete başladığımız günden beri kazanmış olduğumuz kurumsal itibarımızı, Şirketimizin vazgeçilmez değerlerinden biri sayıyoruz. Bu nedenle kurumsal politikalarımızda, iş yapış biçimimizde ve davranışlarımızda en yüksek etik standartları benimsiyor; adil ve şeffaf iş yapma ilkesine uyma taahhüdümüz, yolsuzlukla mücadele kararlılığımız ve sorumlu kurumsal vatandaş duruşumuzla fark yaratmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, 9. Sürdürülebilirlik Raporumuzu da yayınladık ve Kasım 2018-Ekim 2019 dönemi için 4. kez BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almayı başardık.
Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi
Şirketimizin sürdürülebilirlik programları arasında özel bir yere sahip olan Trafik Hayattır! Platformu, 2018 yılında da birçok başarılı çalışmaya imza attı. Otomotiv Distribütörleri Derneği tarafından “Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi” ödülüne layık görülen Trafik Hayattır! Platformu, yıl boyunca trafik güvenliğine dair birçok tanıtıcı, eğitici ve destekleyici etkinlik düzenledi.
Bugüne kadar Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi yoluyla 18 üniversitede 25 binden fazla öğrenciye ulaşan, sosyal medya üzerinden de çok geniş bir takipçi kitlesine erişen Platform, önceki yıllarda olduğu gibi, Capital dergisi tarafından 2018’de de Türkiye’nin en önemli 10 kurumsal sosyal sorumluluk projesinden biri seçildi.
2019’da 25. yılımızı kutluyoruz
Yaşanan tüm konjonktürel güçlüklere rağmen 2018 yılını öngörülen pazar hedeflerine uygun olarak tamamlayan Doğuş Otomotiv ailesi olarak, bu başarının elde edilmesini sağlayan akılcı, çevik, yaratıcı ve özverili yaklaşımımızı, 25. yılımızı kutlamaya hazırlandığımız 2019 yılında da sürdürme kararlılığındayız. Önümüzdeki süreçte tedbirli gider yönetimi ile optimum faaliyet kârlılığını gözeterek ve otomotiv sektöründeki gelişmeleri yakından takip ederek, yurt içi operasyonlarımıza odaklanacağız. Çeyrek asırlık deneyimimizi tüm paydaşlarımız için bir değere dönüştürmeyi hedeflediğimiz yeni yılda da güçlü adımlar atmayı sürdürecek ve paydaşlarımızla işbirliği içerisinde, bu süreçte ülkemiz yararına üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.
Doğuş Otomotiv’i sektörde öncü konuma taşıyan en önemli gücümüz, yetkin ve özverili insan varlığımız kadar Yetkili Satış ve Servis teşkilatımız ve her koşulda bizden güven ve desteğini esirgemeyen yatırımcılarımızdır. Hepsine 2018 yılındaki eşsiz katkıları için şükranlarımı sunuyor, yeni faaliyet yılında da birlikte yeni başarılara yol almayı temenni ediyorum.
Saygılarımla,
Emir Ali Bilaloğlu
Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı