Markalarımızda Çevresel Sorumluluk

VOLKSWAGEN BİNEK ARAÇ

Tiguan 1.6 TDI, Passat 2.0 TDI 190 PS, Passat 2.0 TDI 240 PS ve Touareg modellerinden sonra Yeni Polo 1.6 TDI modeli ile beraber sunulmaya başlanan SCR (Seçici Katalitik İndirgeme) teknolojisi, motordan çıkan egzoz borusuna direkt olarak enjekte edilen AdBlue vasıtasıyla, egzoz gazlarının arıtılması temeline dayanmaktadır. Yüksek sıcaklıktaki egzoz gazı içine salınan AdBlue bünyesindeki suyun buharlaşması neticesinde serbest kalan amonyak molekülleri, SCR katalitik konvektörden geçerken reaksiyona girerek zararlı azot oksitlerin, havada doğal halde bulunan azot ve su buharına dönüşmesini sağlar. AdBlue dizel motordan çıkan zehirli azot-oksit(NOx), Karbonmonoksit(CO) ve Hidrokarbonları kimyasal tepkimeyle zararsız Azot(N2), Karbondioksit ve su buharına (H2O) dönüştüren, %31,5 üre % 68,5 su oranında bir karışımdır. Renksiz, kokusuz, zararsızdır.

Ayrıca tüm Volkswagen modellerinde yer alan ve CO2 emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olan Start-Stop Sistemi, otomobil trafik ışıklarında durduğunda motoru durdurmak suretiyle yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltır. Fren Enerjisi Geri Kazanımı ise, hızlanma anlarında alternatörü motordan ayırmakta ve bu sayede motor gücünü sadece hızlanmada kullanarak gereksiz yakıt tüketen elektrik sistemini saf dışı bırakmaktadır. Bu esnada araç elektriği akü tarafından sağlanır. Frenleme esnasında ise alternatör, motordan normalin üstünde güç çekerek motor fren etkisini arttırmakta, aynı zamanda boşalan aküyü hızla şarj etmektedir.

Volkswagen Binek Araç modellerinde geri dönüştürülen parçalar, özellikle plastik ve cam materyallerin imalatında ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu bilinen asbest içeriği bulunmayan fren balataları gibi sürtünme elemanları tüm model gamında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Volkswagen Binek Araç olarak Yetkili Satıcılarımızda FSC onaylı kâğıt ve yazıcılar kullanılmaktadır.

 

VOLKSWAGEN TİCARİ ARAÇ

Volkswagen Ticari Araç modelleri, Volkswagen teknolojisinin birçok kez ödüle lâyık görülen çevreci motorlarıyla müşterilerimizin kullanımına sunulmaktadır.

 Volkswagen Ticari Araç ürün gamında yer alan tüm modeller, sahip oldukları özellikleri ve Volkswagen’in verimli motor teknolojisiyle birlikte farklı sektörlerden farklı ihtiyaçlara çözüm sunan modeller olarak öne çıkmaktadır.

4MOTION sürekli 4 çeker sistemine sahip otomatik şanzıman, Yeni Amarok Aventura’da standart olarak sunulmaktadır. Yüksek hızlarda ekonomi sağlayan 8. vitesi, devir düşürerek yakıt tüketimini azaltmaktadır. 8 ileri otomatik vites ile 100 km’de 7,8 litre birleşik yakıt tüketimi gerçekleşmektedir. Volkswagen Ticari Araç’ın bir başka modeli olan ve 7 ileri DSG şanzımanı ile Caddy’nin 102 PS güce sahip TDI motoru, 100 km’de 5,2 litre gibi düşük yakıt tüketimi değeriyle dikkat çekmektedir.

Bununla birlikte 2017 yılında üretimine ve dağıtımına başlanan “Hoşgeldiniz Kit”i ile araç satın almış tüm müşterilere bir kit hediye edilmiştir. Bu kit tamamen geri dönüşümlü malzemeden üretilmiş olup, tüm satış evraklarının tek seferde kolayca müşteriye iletilmesini sağlamaktadır.

 

AUDI

2013 Haziran ayından itibaren üretilen tüm yeni Audi modellerinde EURO6 emisyon normunda motorlar kullanılmaya başlanmıştır (örneğin yeni A8 Ailesi). EURO6 normu hem daha az egzoz emisyonu hem de daha düşük yakıt tüketimi sağlamaktadır. Bunun yanında “Audi Hafif Yapı Teknolojisi” gibi çevre dostu üretim modelleri ve ürünlerle ilgili teknolojik çalışmalar devam etmektedir. 

Otomotivde hafif yapı felsefesinin öncüsü olarak kabul edilen Audi AG, 2013 yılında sistemin temel malzemesi olan alüminyumun sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Alüminyum İdari Girişimi’ne dahil olmuştur. Otomotiv sektöründe hafif yapı teknolojisinin öncüsü olan Audi, sürdürülebilir alüminyum için global bir standart oluşturup,  gelecekte sertifikalı alüminyum kullanarak otomobillerinin çevreye etkilerini daha da iyileştirmeyi hedeflemektedir. 2012 yılında kurulan ve 2014 yılı sonuna kadar, bir çevre kuruluşu olan IUCN (International Union for Conservation of Nature) desteğiyle alüminyum için sürdürülebilir standardın geliştirilmesini amaçlayan Alüminyum İdare Girişimi, ham maddenin çıkarılması, alüminyum üretilmesi ve işlenmesi süreçlerinin tamamında çevreci ve sosyal kriterler belirlemektedir.

Girişim tarafından oluşturulan standartlar Audi’nin bütünsel ürün sorumluluğu yaklaşımıyla örtüşmektedir. Premium otomobiller üreten Audi, sadece yüksek seviyede yakıt verimliliği sunmakla yetinmeyerek, hammaddenin çıkartılmasından üretim ve geri dönüşüme kadar ürününün tüm hayat döngüsü boyunca çevresel etkilerini analiz etmektedir. Audi, her yeni ürün serisinin çevreye olan etkisini anlamak amacıyla sertifikalı çevresel etki analizi gerçekleştirmeye devam etmektedir.

Audi, hafif yapı teknolojisini kullanarak birçok modelinin bir önceki jenerasyonlara göre daha iyi çevresel ayak izine sahip olmasını sağlamaktadır. Örneğin sürdürülebilir malzeme ve üretim süreçlerine ilave olarak sadece ultra hafif yapı bile, mevcut A3 modelinin önceki nesle göre 80 kg daha hafif olmasını sağlamıştır. 2014 yılında da yeni Audi TT 50 kg hafiflemiş olarak tüketicilerin beğenisine sunulmuştur. 2015 yılında satışa sunulan yeni Q7 ise bir önceki modelinden 325 kg daha hafiftir. 2016 yılında da Audi A4’te boyutlar büyüse de ağırlığı, kullanılan motor seçeneğine bağlı olarak 120 kilograma varan önemli ölçülerde azaltılmıştır.

20 yıl önce Frankfurt Otomobil Fuarı’nda boyasız ve parlatılmış alüminyum gövdesiyle tanıtılan Audi Space Frame, 1994 yılında ilk Audi A8 modelinin seri üretimiyle kendini göstermiştir. Otomobilin bütünüyle alüminyum gövdesi sadece 249 kg ağırlığındaydı. Ultra hafif yapısıyla bugün Audi, “gerekli en az miktarda doğru malzemenin doğru yerde kullanılması” felsefesinden hareketle akılcı malzeme karışımı uygulamaktadır. Daha hafif yapı beraberinde sürüş keyfi getirmekte, güvenliği artırmakta ve çevreye daha az etkisi olmaktadır. Bir başka deyişle, her tasarruf edilen kilogram daha az yakıt tüketimi ve daha az CO2 emisyonu anlamına gelmektedir.

Daha hafif malzeme kullanarak çevreye duyarlılığını her geçen gün daha da pekiştiren Audi, 2014 yılında seri üretim modellerinde ultra hafiflik üretim felsefesiyle geliştirilen ve çeliğe oranla %40 daha hafif olan fiberglas amortisörleri kullanmaya başlamıştır. Audi mühendisleri tarafından uzun Ar-Ge çalışması sonucu geliştirilen ultra hafif amortisörler, fiberglasın şekillendirilmesiyle ve plastik tutkalla (epoxy resin) kaplanmasıyla üretilmektedir. Yeşil renkli yeni nesil amortisörler, çelik amortisöre oranla daha kalın olmasına rağmen, daha hafif ve daha güçlüdür. Üst orta segment bir araçta kullanılan bir çelik amortisör 2,2 kg ağırlığında olurken, Audi’nin geliştirdiği fiberglas amortisör, 1,6 kg gelmektedir. Böylece kullanıldığı araçta, %40 oranında ağırlık tasarrufu elde edilmektedir.

Fiberglas amortisörler, araç temizliğinde kullanılan kimyasal maddelerden veya kötü yol koşullarında ortaya çıkan küçük taşlardan da daha az etkilenmektedir. Audi, üst orta segment modellerinin üretiminde, yeni nesil amortisörlerin kullanımına 2014 yılı sonunda başlamıştır.

2015 yılında Audi, sadece su ve karbondioksit gazı kullanarak sentetik dizel yakıt üretmeyi başarmıştır. Sıfır karbon emisyonuna sahip Audi e-Diesel,  hiçbir ek katkı maddesi olmadan araçlarda kullanılabilir.

Audi’nin, Dresden merkezli Sunfire şirketiyle birlikte geliştirdiği, Audi e-Diesel’in üretimi için ham madde olarak sadece su ve karbondioksit gazına ihtiyaç duyulmaktadır.  Su 800 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra elektroliz işlemiyle, hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırılır. Hidrojen, yüksek ısı ve yüksek basınç altında, karbondioksit gazı ile birleştirilir. Bu iki gazın reaksiyonu sonunda da “Blue Crude” adı verilen ve uzun bir hidrokarbon zincirine sahip bir sıvı yakıt elde edilir. Bu ham yakıt, rafine edilerek,  Audi e-Diesel’e dönüşür. Elde edilen sentetik yakıt, yüksek yanma kalitesine sahip olduğu gibi, sülfür ve aromatik hidrokarbon içermediği için de çevreye olumsuz bir etki de içermez. 4 aylık bir araştırma sonucunda elde edilen Audi e-Diesel’in ilk numunesi, Almanya Araştırma ve Eğitim Bakanı Prof. Dr. Johanna Wanka tarafından bir Audi A8 aracına konularak test edilmiştir. Ortaya çıkan sentetik yakıt sadece otomobillerde değil, endüstride de, geleneksel dizel yerine kullanılabilmektedir.

Elektrikli otomotiv endüstrisi için otomotiv üreticileri Ar-Ge çalışmalarında, elektrik enerjisinin önce kaynağı sonra da tüketimi konusunda araştırmalar yaparken, elektriğin otomobil sistemi içinde yeniden üretilmesi de büyük önem arz etmektedir. Audi mühendisleri, elektrik enerjisinin sürüş sisteminde yeniden üretilmesini sağlayacak, çok önemli bir prototip geliştirdi. eROT adı verilen sistem, amortisörlerden elektrik üretilmesini sağlamaktadır. Yoldaki her tümsek, çukur veya dönemeç aracın yukarı aşağı veya sağa hareket ederek, kinetik enerji üretmesini sağlamaktadır. Hareketten üretilen bu kinetik enerji ise, hali hazırda otomobillerde kullanılan hidrolik amortisörler tarafından emilerek kaybedilir. Audi’nin geliştirdiği eROT ise, bu kinetik enerjinin amortisörlerin yerine kullanılan elektrik motorları tarafından elektrik enerjisine dönüşmesini sağlamaktadır. Üretilen bu elektrik enerjisi de otomobilin hareket etmesi için tekrar elektrikli sürüş sistemine aktarılır. eROT, tekerleklerden gelen her türlü hareketi yani kinetik enerjiyi çeşitli aksamlar ile elektrik motoruna aktarır. Bu motor da bu enerjiyi, elektrik enerjisine dönüştürmektedir. Bu sistem, ortalama 100-150 Watt eletrikli üretebilirken bazı yol koşullarında bu güç 613 Watt’a kadar çıkabilmektedir. eROT, geleneksel hidrolik amortisörlerden çok daha fazla konfor sunmaktadır. Ayrıca geometrisi nedeniyle de otomobillerde yepyeni olanaklar da yaratır. Yere dik olarak yerleştirilen hidrolik amörtisörlerin aksine, yere paralel olan eROT böylece fazla yer kaplamaz ve özellikle bagaj hacminin de daha derin olmasını sağlar.

Audi, e-yakıt stratejisini geliştirmeyi sürdürmektedir. Marka, Ineratec GmbH ve Energiedienst Holding AG işbirliğiyle, Almanya’nın Laufenburg kentinde, e-dizel üretiminde hizmet verecek yeni bir pilot tesis kurmayı planlamaktadır. Yakıt ilk kez, yenilenebilir bir şekilde su enerjisi kullanılarak üretilecektir. Tesis, yılda yaklaşık 400 bin litre üretim kapasitesine sahip olacaktır. Laufenburg’daki tesis, Audi’nin ortak olarak katıldığı, enerjiden sıvı üretimi prensibiyle çalışan ikinci pilot tesis olma özelliği taşımaktadır. Audi hâlihazırda 2014’ten bu yana Dresden’de enerji teknolojisi şirketi Sunfire ile işbirliği yapmaktadır. Dresden’deki tesiste farklı teknolojiler kullanarak e-dizel üretimi gerçekleştirilmektedir. Almanya’nın kuzeyindeki Werlte’de yer alan ve Audi e-gaz, diğer bir deyişle sentetik metan üretmek için kullanılan Audi’ye ait enerjiden gaz üretim tesisi de, şirketin diğer e-yakıt projelerinden biridir.

Audi’nin çevreye duyarlı yatırımları ve ürünleriyle ilgili gelişmeler internet sitesi, basın bültenleri, zaman zaman gerçekleştirilen fuarlar ve basın gezileri aracılığıyla tüm müşterilerle paylaşılmaktadır.

Audi olarak son yıllarda dağıtılan basılı katalog sayısında kısıtlamaya gidilmiştir. Fuarlarda ve etkinliklerde basılı katalog dağıtmak yerine, müşterilerimiz cep telefonlarından ya da internet sitemizden görüntüleyebilecekleri kataloglara yönlendirilmiştir.

 

PORSCHE

Porsche her araç için müşterilerine üstün sürüş performansı sunmak kadar, daha çevre dostu fikirler, yenilikçi, çevreci teknolojiler sunmayı da hedeflemektedir. Bu nedenle Porsche mühendisleri yakıt tüketimini düşürmek, çevreye zarar veren maddeler ile CO2 emisyonlarını azaltmak ve daha çok geri dönüşümlü materyal kullanmak için Ar-Ge çalışmaları yapmaktadır.

Zuffenhausen'daki ana Porsche tesisi için biyoenerji

Porsche Stuttgart'ta kamu  işbirliğiyle, en geç 2050 yılında iklim değişikliğinin çevreye olan etkilerini nötr hale getirmeyi planlayan eyalet başkentinin enerji konseptine katkıda bulunmaktadır. 2016 yılında şehrin kamu kurumları ile birlikte hazırlanan ortak bir niyet mektubunda Porsche, bölgesel merkezli bir firma olarak Zuffenhausen'daki ana tesisinde kullanılan ısı kaynağını en geç 2018 yılının sonuna kadar kısmen biyo-bölgesel ısıtmaya dönüştürme planını açıklamıştır. Ortak enerji kaynağının başlangıç noktası, yerel olarak kurulan yeni bir biyolojik atıklardan enerji üretme sistemidir ve bir belediye atık yönetim operasyonu olan Abfallwirtschaft Stuttgart (AWS) tarafından idare edilmektedir. Proje, endüstriyel ortakların işbirliğiyle büyük ölçekli bir yerel ısıtma ve bölge çözümleri örneği niteliğindedir ve her yıl çevreye zarar veren 1.500 ton CO2’nun üretilmesini önlemektedir.

Su/Atık Su

Su kaynaklarının bilinçli ve tasarruflu bir şekilde kullanılması, Porsche'nin çevresel aktivitelerinin önemli bir parçasıdır. Temiz su tüketimi, mümkün olduğunca düşük seviyede tutulur. Üretimde Porsche, yeni ve verimli teknolojilerin kullanımı yoluyla su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına, yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlamaktadır. Sirkülasyon sistemlerinin sürekli geliştirilmesi ve tekrarlı kullanım yoluyla, son birkaç yılda su tüketimini tutarlılıkla düşürmek mümkün olmuştur. Porsche'nin hedefi, su kaynaklarının kirlenmesini önlemektir. Üretimde açığa çıkan kirli su, yerel olarak arıtılır. Bunun için hafif madde ayırıcılar gibi yasa ve yönetmeliklere uygun ve onaylı arıtma tesisleri veya boya atölyesindeki nötrleştirme tesisi kullanılır. Atık su arıtma tesisleri, düzenli olarak en son teknolojiye uyum sağlamaktadır. Böylelikle sınır değerlerin çok daha alt seviyelere çekilmesi mümkün olmuştur.

Porsche için biyolojik çeşitliliğin korunması, doğanın uzun vadede korunmasına önemli bir katkıyı temsil eder. Hedef, bölgelerin tipik koşullarını dikkate alarak tüm sahalarda koruyucu çalışmalar gerçekleştirmektir.

Weissach'taki Geliştirme Merkezi'nde Porsche, bölgeye özgü bir telafi önleminin yanı sıra çevrenin korunmasını teşvik etmek için ek önlemler uygulamaktadır. 2016 baharında, firma tesislerinde 30'dan fazla yeni ağaç dikilmesi hedefiyle bir proje başlatılmıştır. Bunlar arasında ıhlamur, akçaağaç, kayın ve meşe ağaçları yer almaktadır. Çalışanlar ve Porsche Works Konseyi arasında ortak bir çalışmayla, sahaya ve çevredeki ağaçlık alanlara rapor yılında ilk defa yarasa yuvaları eklenmiş ve bölgedeki yuvaların sayısı artırılmıştır. Doğayı ve çevreyi korumaya odaklı bu projelerle Porsche, Geliştirme Merkezi'nin sürdürülebilir bir şekilde genişletilmesini mümkün hale getirmektedir.

Zuffenhausen konumunda Porsche, amfibi göçü sırasında Gruetterwald doğal rezervinden geçen Vicinalweg'i kapatmaya kendini adamıştır. Weilimdorf ile Zuffenhausen arasındaki Greutterwald, baharda üreme bölgelerine doğru yola koyulan ve bunun için Vicinalweg'den geçen çevik kurbağa gibi nadir amfibi türleri de dahil olmak üzere birçok hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır. 2017 yılında yol kurbağaları korumak için  şubat ayından mayıs ayının ortalarına kadar trafiğe kapalı kalmıştır.

Porsche Leipzig tesisinin yapımı ve genişletilmesi ile ilişkili çeşitli telafi uygulamaları başlatmıştır. Leipzig tesisindeki eski Lindenthal tören alanında bulunan bir otlak projesi bu örneklerden birisidir. Yaklaşık 65 hektarlık bir alanda, değerli biyotopların, bitkilerin ve hayvanların habitatı, eski askeri eğitim arazisinin kültivasyonu yoluyla korumaya alınmıştır. Alanın yüksek koruma değerinin muhafaza edilmesi, burada yaşayan vahşi sığırlar ve vahşi midillilerin yaşam alanları korunarak sağlanmaktadır. Fabrikaya yakınlığı nedeniyle bu alan otomotiv sektöründe eşsizdir. 2004 yılında, hedeflere ulaşmak amacıyla otlak projesinin ekosisteme olan etkisinin belgelendirildiği ve yönetildiği dahili bir gösterge sistemi (izleme) kurulmuştur. İzleme, düzenli aralıklarla gerçekleştirilmektedir. Bugün eski tören alanında, iki sürü halinde 74 vahşi sığır ve 21 vahşi midilli bulunmaktadır. Ayrıca, bıldırcın kılavuzu, boyun buran, sarı kuyruksallayan, taş kuşu, çayır taş kuşu, ak gerdanlı ötleğen, çizgili ötleğen, kırmızı sırtlı örümcek kuşu ve tarla kiraz kuşu gibi kuşlar gözlenmiştir. On yıldan sonra, otlak projesi sayesinde her tür için uyum sağlama eğilimi görülebilmektedir. Böylece, nüfusların sürdürülebilirliği açısından da tüm yıl boyunca kapsamlı olarak gerçekleştirilen otlak projesi için koruma hedeflerine ulaşılmış ve hatta kısmen aşılmıştır.

Düşük emisyonlu yeni araçlara geçiş için teşvik

Porsche, çevreye katkı sağlamak amacıyla Euro 1 ila Euro 4 emisyon sınıfına dahil dizel motorlu bir araçtan yeni bir dört kapılı Porsche modeline geçecek olan araç sahiplerine bir teşvik sunmaktadır.

Fiyat avantajı, 5.000 Euro'ya varan tasarruf sağlamakta ve eski dizel aracın trafikten çıkarılmasını da kapsamaktadır. Bu teşvikle Porsche, eski araçların modern ve çevre dostu araçlarla yenilenmesinde yeni bir örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle teklif, modele ve markaya bağlı olmaksızın Euro 1 ila Euro 4 emisyon sınıfına dahil olan tüm dizel araç sürücülerini hedeflemektedir

Ayrıca Porsche, şehirlerde hava kalitesinin iyileştirilmesi için Volkswagen Grubu'nun "Ulusal Forum Dizel" çerçevesinde onaylanmış kapsamlı uygulamalarını da desteklemektedir.

 

SEAT

TSI ve TDI teknolojileri ile performansı ve sürüş konforunu artırıp tüketim ve emisyonları azaltan en yeni teknolojiler kullanılmaktadır. Alhambra, Arona, Ateca, Ibiza, Leon ve Toledo modelleri ile Türkiye pazarında Start&Stop özellikli araçlarla sunulmaktadır. Leon modelimizde EcoTSI ACT motor seçeneği ile 130 km/s altında ve 1.250-4.000 d/d arasında 2 ve 3 numaralı silindirleri kapatarak yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Tüm ürünlerimiz de araç motorları sahip olduğu Euro5 ve Euro6 normları ile çevreye zarar veren gazların salınımını azaltmaktadır.

 

SCANIA

Scania, müşterilerinin her türlü ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla geniş bir ürün gamıyla hizmet vermektedir. 250’den 730’a varan beygir gücü seçeneklerine sahip 11 dizel, 2 gazlı ve 5 adet %100 biyodizel yakıtlı olmak üzere, tümü Euro 6 normlarına sahip toplam 18 farklı motor seçeneği bulunmaktadır.

Scania’nın yakıt tüketimini düşürme yönündeki çalışmalarının başında yeni Retarder gelmektedir. IAA’da tanıtımı gerçekleşen yeni Retarder, kullanılmadığında otomatik olarak devre dışı kalmaktadır ve böylece direnç kayıpları azaltılır. Uzun mesafeli taşımacılıkta ve yüksek hızla seyir halindeyken şanzıman içindeki iç direncin azalması ile %0,7-%1,4 arasında yakıt tasarrufu sağlanır.

Aracın optimizasyonu ile birlikte sürücünün verimli sürüş için eğitilmesi ve genişletilmiş bakım programı olan Ecolution yakıt tüketimini en az %10 oranında düşürür ve bu sayede CO2 emisyonlarını da benzer ölçüde azaltır. Alternatif yakıt çözümü ile CO2 salınımını en aza indirerek çevresel performansı sağlamaktadır.

Bir diğer yenilik ise Eco-roll’dur. Yeni Eco-roll sisteminde Scania Active Prediction ve Opticruise’un birlikte kullanımı yakıt tasarrufu sağlamaktadır. Sistemde araç vites boşta iken yokuş aşağı inmenin en avantajlı olduğu durumu hesaplar ve bundan istifade eder. Aracınızı boş viteste kullandığınızda iniş esnasında %2’ye varan yakıt tasarrufu sağlanabilir. Bu tasarruf yoldaki engebelerin çokluğuna göre değişebilmektedir. Sistem araç için o an hangi uygulamanın daha avantajlı olduğunu kendisi hesaplayarak devreye girmektedir.

Scania G410 CA modeli yol dışı şartlarına uygun özelliklere sahip bir araçtır. Kötü zeminden kaynaklı darbelere karşı çelik tampon, tozlu çalışma ortamlarına uygun hava emiş, önde 7.500 kg arkada 13.000 kg taşıma kapasitesine sahip aks ve süspansiyonlar, damper, silobas gibi inşaat/maden üstyapılarına uygun alçak rüzgarlıklar bulundurur. Scania G410 LA modeli Yakıt ekonomisinin yanı sıra zorlu ve kısmi yol dışı çalışma şartlarına uygun donanımları sayesinde özellikle damperli yarı römark, silobas, konteyner taşıyıcı uygulamaları için tasarlanmış 4x2 çekicilerdir. Kabinler daha fazla yaşam alanı için Highline yani yüksek tavanlı seçilmiştir. Yol şartlarında, yüksek ortalama seyir süratlerine uygun aerodinamik plastik tampon bulunur. Her iki modelde 410 bg 13 litrelik motora ve 12 ileri, 2 geri ve 2 karınca vitese sahiptir. İki pedallı Opticruise Şanzıman ekonomi ve standart versiyonlarda sunulurken 2.150 Nm torku 1000 - 1300  devir/dakika aralığında sağlamaktadır. Scania R kabinli çekicilerde 450 bg motor da sunulmakta ve üretilen tork 2.350 Nm’ye çıkmaktadır.

Otomotiv sektöründe çevresel etkisi olan en önemli unsur egzoz gazlarından kaynaklı hava kirliliği ve sera etkisinin artışıdır. Buna önlem olarak motor egzoz emisyonları Euro 5 yerine Euro 6 olarak Scania tarafından 2011 yılından beri Avrupa’da kullanılmıştır. Euro 5 standartlarına kıyasla NOx seviyesini tam %80 azaltan ve egzoztaki kurum ve partikül seviyesini yarıya düşüren egzoz işleme sistemleri bulunmaktadır. Scania aynı zamanda alternatif yakıtlı araçlara yatırım yaparak doğalgazlı 2 farklı motor seçenekleri geliştirmiştir. İleriye yönelik projeler olmak üzere tam elektrikli araçlar, otonom sürüş gibi yenilikler üzerinde çalışılmaktadır. İkinci bir çevresel katkı ise yolcu, yaya ve trafik güvenliğinin iyileştirilmesi adına yapılmaktadır. Bu kapsamda ESP devrilme ve kızaklamaya karşı, AEBS gelişmiş acil frenleme ve LDWS şeritten ayrılma ikazı gibi kazaları önleyen sistemler bulunmaktadır.

2016 yılı itibariyle daha düşük emisyon seviyesindeki Euro 6 motorlar araçlarımızda standart olarak sunulmaya başlanmıştır. Alternatif enerjili doğal gazlı araçlar da bu tarihlerde satışa başlanmıştır. 2017 yılı ürünlerimizde Euro 6, doğal gazlı ve biyodizel ile uyumlu motorlar kullanılmaya başlanmıştır. Scania tarafından geliştirilen Euro6 motorlar yakıt tasarrufu sağlarken, aynı oranda doğayı da korumaktadır. Normal şartlarda Euro6 motora sahip bir araç 100 km’de 84 kg CO2 salımı yaparken, Euro6 motorlu Scania Streamline araçlarda bu miktar %9,1 oranında düşerek 77 kg’a inmektedir. Yıllık 120 bin km’lik sefer göz önüne alındığında bu oran dikkate değer bir veri olarak öne çıkmaktadır.

Pazardaki en geniş motor seçeneğine sahip Scania’nın bu konudaki en büyük farkı bağımsız testler sonucu elde edilen düşük yakıt tüketimi değerleridir. Sadece SCR sistemine sahip Scania'nın 320, 360, 410 ve 450 bg motorlarına ait yol testleriyle sonucu ispatlanmıştır.

Tüm bunlara ek olarak trafik güvenliği ve çevre temizliğine etki edebilecek uygulamalar (Adblue iptali, Hız sınırlayıcı iptali) hem Yetkili Servislerde hem de araçların uydu bağlantısı üzerinden kontrol edilerek önlemler alınmaktadır.

Ayrıca 2017yılında Türkiye’de satılmaya başlanan yeni nesil araçlarda çevresel etkileri azaltacak düzenlemeler yapılmıştır. Yeni nesil Scania’larda 13 ve 16 litre beygir motor seçenekleri ile uzun yol segmentinde geniş bir yelpazede motor seçenekleri mevcuttur. Yeni transmisyon mili freni giriş ve çıkış milleri arasında vites dişlilerini taşıyan mildir. Bunun gerektiği şekilde frenleyerek ve geliştirilen yazılım ile vites geçişleri 0,80 sn yerine 0,4 saniyede gerçekleşmektedir. Böylelikle özellikle rampa tırmanışları gibi kesintisiz güç ve torkun gerekli olduğu durumlarda turbo basıncı düşmeden herhangi bir sarsıntı ve zorlanma yaşamadan, yakıt ekonomisini de koruyacak şekilde çok seri vites değişimleri gerçekleşebilmektedir.

Yeni tasarımda hava direncine dikkat edilerek, havayı karşılayan ön yüzde çıkıntı yapan unsurlar azaltılmış, kabin parçaları, kabin ile tampon arasındaki boşluklar asgariye indirilmiş, hava akışını iyileştirmek için normal ve orta tamponlarda alta bir deflektör eklenmiştir. Ayrıca ayarlanabilen tavan rüzgarlığı, yeni parçalı yan etekler gibi unsurlarla toplamda azaltılan hava direnci ve iyileşen aerodinamik yapı sayesinde %2 yakıt ekonomisi sağlanmıştır.

Tavan rüzgarlığı mevcut seride de üst yapıya uygun olarak ayarlanabilmektedir. Yeni düzenleme ile tavan rüzgarlığını üst yapıya uygun olarak doğru seviyede ayarlamak cam açıp kapamak kadar kolaylaşmıştır.