Markalarımızda Çevresel Sorumluluk

VOLKSWAGEN BİNEK ARAÇ

Ekonomik sürüşü ve çevresel faktörleri gözeten tüm inovasyonların bir arada sunulduğu BlueMotion Technologies patentine sahip motorlar Volkswagen Binek Araç’ın 2016 yılında gerçekleştirdiği satışların %97’sini oluşturmaktadır. 2015 yılı ile kıyaslandığında %12 gelişim kaydedilmiştir. Ayrıca Plug-in hibrit özelliğine sahip olan ve sadece elektrik enerjisi kullanarak 50 km yol katedebilen Passat GTE modelinin Türkiye’ye sunulması içinde hem Volkswagen AG ile ürünsel çalışmalar sürdürülmektedir. Aynı zamanda Türkiye’de şarj istasyonu hizmeti veren firmalar ile görüşmeler gerçekleştirilerek Doğuş Otomotiv Genel Müdürlük ve eğitim binalarına elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu gerçekleştirilmiştir.

 

Yeni Tiguan modeli ile beraber Türkiye’deki Volkswagen modellerinde 1.6 TDI motor seçeneğinde ilk defa  kullanılmaya başlanan SCR (Seçici katalitik indirgeme) teknolojisi, motordan çıkan egzoz borusuna direkt olarak enjekte edilen AdBlue vasıtasıyla, egzoz gazlarının arıtılması temeline dayanmaktadır.  Yüksek sıcaklıktaki egzoz gazı içine salınan AdBlue bünyesindeki suyun buharlaşması neticesinde serbest kalan amonyak molekülleri, SCR katalitik konvektörden geçerken reaksiyona girerek zararlı azot oksitlerin, havada doğal halde bulunan azot ve su buharına dönüşmesini sağlar. AdBlue dizel motordan çıkan zehirli azot-oksit (NOx), Karbonmonoksit (CO) ve Hidrokarbonları kimyasal tepkimeyle zararsız Azot (N2), Karbondioksit ve su buharına (H2O) dönüştüren, % 31,5 üre % 68,5 su oranında bir karışımdır. Renksiz, kokusuz, zararsızdır.

 

TSI, TDI ve DSG’nin yanı sıra, düşük sürtünme dirençli lastiklerin, Start/Stop Sisteminin ve Fren Enerjisi Geri Kazanımının bir arada sunulduğu bu teknolojiler; 2011 yılında sadece Touareg ve Passat modellerinde sunulurken günümüzde Polo, Golf, Passat, Volkswagen CC, Tiguan ve Touareg modellerinde de sunulmaya başlanmıştır.

 

Start/Stop Sistemi, CO2 emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olur. Otomobil, trafik ışıklarında durduğunda motoru durdurmak suretiyle yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltır. Fren Enerjisi Geri Kazanımı ise, hızlanma anlarında alternatörü motordan ayırmakta ve bu sayede motor gücünü sadece hızlanmada kullanarak gereksiz yakıt tüketen elektrik sistemini saf dışı bırakmaktadır. Bu esnada araç elektriği akü tarafından sağlanır. Frenleme esnasında ise alternatör, motordan normalin üstünde güç çekerek motor fren etkisini arttırmakta, aynı zamanda boşalan aküyü hızla şarj etmektedir.

 

Tüm bunların yanı sıra, Volkswagen Binek Araç modellerinde geri dönüştürülen parçalar, özellikle plastik ve cam materyallerin imalatında ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu bilinen asbest içeriği bulunmayan fren balataları gibi sürtünme elemanları tüm model gamında yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

VOLKSWAGEN TİCARİ ARAÇ

Volkswagen Ticari Araç modelleri, Volkswagen teknolojisinin birçok kez ödüle lâyık görülen çevreci motorlarıyla müşterilerimizin kullanımına sunulmaktadır. Amarok ve Crafter’da sunulan çift turbolu motor seçeneği, düşük silindir hacmiyle daha avantajlı yakıt tüketim değeri, düşük devirlerde ve geniş devir aralığında ise yüksek tork elde edilmesine olanak tanımaktadır. Volkswagen Ticari Araç ürün gamında yer alan tüm modeller, sahip oldukları özellikleri ve Volkswagen’in verimli motor teknolojisiyle birlikte farklı sektörlerden farklı ihtiyaçlara çözüm sunan modeller olarak öne çıkmaktadır. Volkswagen Ticari Araç’ın bir başka modeli olan ve 7 ileri DSG şanzımanı, Yokuş Kalkış Desteği seçeneğini sunan tek ticari araç olan Caddy’nin 102 PS güce sahip TDI motoru, 100 km’de 5,2 litre gibi düşük yakıt tüketimi değeriyle dikkat çekmektedir.

 

2013 yılında Yetkili Satıcılarımızda görev yapmakta olan Satış Danışmanlarına yönelik ürün eğitimi kapsamında bir organizasyon gerçekleştirilmiştir. Bu organizasyonda kullanılan oda kartı, yaka kartı ve program gibi tüm basılı malzemeler geri dönüşümlü kâğıttan üretilmiştir ve böylece Yetkili Satıcılarımızda farkındalık yaratılması hedeflenmiştir. Bundan sonraki dönemde yapılacak Yetkili Satıcı eğitimlerinde de aynı materyaller kullanılarak farkındalığın artırılması hedeflenmiştir.

 

2016 yılında yapılan Yeni Amarok lansmanında, 450’si Yetkili Satıcı ve Servis olmak üzere toplamda 550 kişiye Amarok eğitimi verilmiştir. Bu eğitimin teorik kısmında ürün özellikleri detaylıca anlatılmış olup, pratik kısmında ise profesyonel sürücüler eşliğinde offroad yapılmıştır. Bu sayede Amarok gibi teknik bir aracın gerçek koşullarda eğitimi gerçekleştirilmiş ve öğrenim sürecinin hızlı ve efektif olması hedeflenmiştir.

 

2014 yılında Volkswagen AG Almanya tarafından destek almış araçlar için istenen fiziki fatura ibrazının yarattığı kâğıt israfı ve çevreye verdiği zararın ortadan kaldırılması için Turkuaz sistem geliştirmesi yapılarak gönderim esnasında oluşan israfın önüne geçilmiştir. Her yıl Turkuaz sistemi iyileştirmesi ile birlikte faturalar yetkili satıcılardan talep edilmek yerine, Turkuaz’dan tek sayfa üzerine basılarak çıktıları doğru ve düzgün çıkarılmaktadır. Bu sayede harcanılan kâğıt oranında senelik iyileştirmeler sağlanarak çevreye katkıda bulunulmaktadır.

 

AUDI

2013 Haziran üretiminden itibaren üretilen tüm yeni Audi modellerinde Euro 6 emisyon normunda motorlar kullanılmaya başlanmıştır (örneğin yeni A8 Ailesi). Euro 6 normu hem daha az egzoz emisyonu hem de daha düşük yakıt tüketimi sağlamaktadır. Bunun yanında sıra “Audi Hafif Yapı Teknolojisi” gibi çevre dostu üretim modelleri ve ürünler ile ilgili teknolojik çalışmalar devam etmektedir. 

 

Otomotivde hafif yapı felsefesinin öncüsü olarak kabul edilen Audi AG, 2013 yılında sistemin temel malzemesi olan alüminyumun sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Alüminyum İdari Girişimi’ne dâhil olmuştur. Otomotiv sektöründe hafif yapı teknolojisinin öncüsü olan Audi, sürdürülebilir alüminyum için global bir standart oluşturup,  gelecekte sertifikalı alüminyum kullanarak otomobillerinin çevreye etkilerini daha da iyileştirmeyi hedeflemektedir. 2012 yılında kurulan ve 2014 yılı sonuna kadar, bir çevre kuruluşu olan IUCN (International Union for Conservation of Nature) desteğiyle alüminyum için sürdürülebilir standardın geliştirilmesini amaçlayan Alüminyum İdare Girişimi, ham maddenin çıkarılması, alüminyum üretilmesi ve işlenmesi süreçlerinin tamamında çevreci ve sosyal kriterler belirlemektedir.

 

Girişim tarafından oluşturulan standartlar Audi’nin bütünsel ürün sorumluluğu yaklaşımıyla örtüşmektedir. Premium otomobiller üreten Audi, sadece yüksek seviyede yakıt verimliliği sunmakla yetinmeyerek, hammaddenin çıkartılmasından üretim ve geri dönüşüme kadar ürününün tüm hayat döngüsü boyunca çevresel etkilerini analiz etmektedir. Audi, her yeni ürün serisinin çevreye olan etkisini anlamak amacıyla sertifikalı çevresel etki analizi gerçekleştirmeye devam etmektedir.

 

Audi, hafif yapı teknolojisini kullanarak birçok modelinin bir önceki jenerasyonlara göre daha iyi çevresel ayak izine sahip olmasını sağlamaktadır. Örneğin sürdürülebilir malzeme ve üretim süreçlerine ilave olarak sadece ultra hafif yapı bile, mevcut A3 modelinin önceki nesle göre 80 kg daha hafif olmasını sağlamıştır. 2014 yılında da yeni Audi TT 50 kg hafiflemiş olarak tüketicilerin beğenisine sunulmuştur. 2015 yılında satışa sunulan yeni Q7 ise bir önceki modelinden 325 kg daha hafiftir. 2016 yılında da Audi A4’te boyutlar büyüse de ağırlığı, kullanılan motor seçeneğine bağlı olarak 120 kilograma varan önemli ölçülerde azaltılmıştır.

 

20 yıl önce Frankfurt Otomobil Fuarı’nda boyasız ve parlatılmış alüminyum gövdesiyle tanıtılan Audi Space Frame, 1994 yılında ilk Audi A8 modelinin seri üretimiyle kendini gösterdi. Otomobilin bütünüyle alüminyum gövdesi sadece 249 kg ağırlığındaydı. Ultra hafif yapısıyla bugün Audi, “gerekli en az miktarda doğru malzemenin doğru yerde kullanılması” felsefesinden hareketle akılcı malzeme karışımı uygulamaktadır. Daha hafif yapı beraberinde sürüş keyfi getirir, güvenliği artırır ve çevreye daha az etkide bulunur. Bir başka deyişle, her tasarruf edilen kilogram daha az yakıt tüketimi ve daha az CO2 emisyonu anlamına gelir.

 

Daha hafif malzeme kullanarak çevreye duyarlılığını her geçen gün daha da pekiştiren Audi, 2014 yılında seri üretim modellerinde ultra hafiflik üretim felsefesiyle geliştirilen ve çeliğe oranla %40 daha hafif olan fiberglas amortisörleri kullanmaya başladı. Audi mühendisleri tarafından uzun Ar-Ge çalışması sonucu geliştirilen ultra hafif amortisörler, fiberglasın şekillendirilmesiyle ve plastik tutkalla (epoxy resin) kaplanmasıyla üretilmektedir. Yeşil renkli yeni nesil amortisörler, çelik amortisöre oranla daha kalın olmasına rağmen, daha hafif ve daha güçlüdür. Üst orta segment bir araçta kullanılan bir çelik amortisör 2,2 kg ağırlığında olurken, Audi’nin geliştirdiği fiberglas amortisör, 1,6 kg gelir. Böylece kullanıldığı araçta, %40 oranında ağırlık tasarrufu elde edilir.

 

Fiberglas amortisörler, araç temizliğinde kullanılan kimyasal maddelerden veya kötü yol koşullarında ortaya çıkan küçük taşlardan da daha az etkilenir. Audi, üst orta segment modellerinin üretiminde, yeni nesil amortisörlerin kullanımına 2014 yılı sonunda başlamıştır.

2015 yılında Audi, sadece su ve karbondioksit gazı kullanarak sentetik dizel yakıt üretmeyi başarmıştır. Sıfır karbon emisyonuna sahip Audi e-Diesel,  hiçbir ek katkı maddesi olmadan araçlarda kullanılabilir.

 

Audi’nin, Dresden merkezli Sunfire şirketiyle birlikte geliştirdiği, Audi e-Diesel’in üretimi için ham madde olarak sadece su ve karbondioksit gazına ihtiyaç duyulmaktadır.  Su 800 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra elektroliz işlemiyle, hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırılır. Hidrojen, yüksek ısı ve yüksek basınç altında, karbondioksit gazı ile birleştirilir. Bu iki gazın reaksiyonu sonunda da “Blue Crude” adı verilen ve uzun bir hidrokarbon zincirine sahip bir sıvı yakıt elde edilir. Bu ham yakıt, rafine edilerek,  Audi e-Diesel’e dönüşür. Elde edilen sentetik yakıt, yüksek yanma kalitesine sahip olduğu gibi, sülfür ve aromatik hidrokarbon içermediği için de çevreye olumsuz bir etki de içermez. 4 aylık bir araştırma sonucunda elde edilen Audi e-Diesel’in ilk numunesi, Almanya Araştırma ve Eğitim Bakanı Prof. Dr. Johanna Wanka tarafından bir Audi A8 aracına konularak test edilmiştir. Ortaya çıkan sentetik yakıt sadece otomobillerde değil, endüstride de, geleneksel dizel yerine kullanılabilmektedir.

 

Audi’nin çevreye duyarlı yatırımları ve ürünleri ile ilgili gelişmeler; internet sitesi, basın bültenleri, zaman zaman gerçekleştirilen fuarlar ve basın gezileri aracılığıyla tüm müşteriler ile paylaşılmaktadır.

 

Audi olarak son yıllarda dağıtılan basılı katalog sayısında kısıtlamaya gidilmiştir ve fuarlarda ve etkinliklerde basılı katalog dağıtmak yerine, müşterilerimiz cep telefonlarından ya da internet sitemizden görüntüleyebilecekleri kataloglara yönlendirilmiştir.

 

2016 yılında, Audi daha önce elektrikli versiyonlarını tanıttığı Audi quattro concept aracın, bu kez de hidrojen yakıtlı versiyonunu tanıtmıştır. Audi h-tron quattro concept, yine elektrikli bir sürüş sunuyor. Ancak bu kez, aracı hareket ettiren elektrik enerjisinin kaynağı, elektrik şarjı değil, hidrojen yakıt hücreleri… Audi h-tron quattro concept ön ve arkada olmak üzere, iki elektrikli motor ile hareket ediyor. Önde bulunan motor 120 HP (90kW), arkada bulunan motor ise 187 HP (140 kW) güç üretiyor. Bu iki motor, konsept otomobilin 0’dan saatte 100 kilometre hıza 7 saniyenin altında ulaşmasını sağlıyor. Audi h-tron quattro concept’in hidrojen tankları, 4 dakikada dolabiliyor. Otomobil, dolu yakıt tankıyla, 600 kilometre yol yapabiliyor. Konsept otomobil, Audi’nin gelecek yıllarda seri üretim otomobillerde kullanmaya başlayacağı birçok elektronik güvenlik ve eğlence sistemini de kullanıyor. Merkezi Sürücü Asistanı Kontrol Sistemi olan zFAS’a sahip araç, saatte 60 kilometre hıza kadar, sürücüsüz olarak yol alabiliyor. Böylece şehir merkezlerinde ve sıkışık trafikte sürücüsüz sürüş mümkün olabiliyor. Audi, Audi h-tron quattro concept’te kullanılan asistan ve güvenlik sistemlerinin benzerlerini, 2017 yılında satışa sunulacak Yeni A8’de de kullanıma sunulacak.

 

Elektrikli otomotiv endüstrisi için otomotiv üreticileri Ar-Ge çalışmalarında, elektrik enerjisinin önce kaynağı sonra da tüketimi konusunda araştırmalar yaparken, elektriğin otomobil sistemi içinde yeniden üretilmesi de büyük önem arz ediyor. Audi mühendisleri, elektrik enerjisinin sürüş sisteminde yeniden üretilmesini sağlayacak, çok önemli bir prototip geliştirdi. eROT adı verilen sistem, amortisörlerden elektrik üretilmesini sağlıyor. Yoldaki her tümsek, çukur veya dönemeç aracın yukarı aşağı veya sağa hareket ederek, kinetik enerji üretmesini sağlıyor. Hareketten üretilen bu kinetik enerji ise, hali hazırda otomobillerde kullanılan hidrolik amortisörler tarafından emilerek kaybediliyor. Audi’nin geliştirdiği eROT ise, bu kinetik enerjinin amortisörlerin yerine kullanılan elektrik motorları tarafından elektrik enerjisine dönüşmesini sağlıyor. Üretilen bu elektrik enerjisi de otomobilin hareket etmesi için tekrar elektrikli sürüş sistemine aktarılıyor. eROT, tekerleklerden gelen her türlü hareketi yani kinetik enerjiyi çeşitli aksamlar ile elektrik motoruna aktarıyor. Bu motor da bu enerjiyi, elektrik enerjisine dönüştürüyor. Bu sistem, ortalama 100-150 Watt eletrikli üretebiliyor, bazı yol koşullarında bu güç 613 Watt’a kadar çıkabiliyor. eROT, geleneksel hidrolik amortisörlerden çok daha fazla konfor sunuyor. Ayrıca geometrisi nedeniyle de otomobillerde yepyeni olanaklar da yaratıyor. Yere dik olarak yerleştirilen hidrolik amörtisörlerin aksine, yere paralel olan eROT böylece fazla yer kaplamıyor ve özellikle bagaj hacminin de daha derin olmasını sağlıyor.

 

PORSCHE

Porsche her araç için üstün sürüş performansı sunmak kadar, daha çevre dostu fikirler, yenilikçi, çevreci teknolojiler sunmayı da hedeflemektedir. Bu nedenle Porsche mühendisleri yakıt tüketimini düşürmek, çevreye zarar veren maddeler ile CO2 emisyonlarını azaltmak ve daha çok geri dönüşümlü materyal kullanmak için Ar-Ge çalışmaları yapmaktadır. Son 15 yıl içinde Porsche ortalama yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını yılda %1,7 oranında azaltmıştır. Bu oran otomotiv sektöründeki en başarılı iyileştirme oranlarından biridir.

 

SEAT

TSI ve TDI teknolojileri ile performansı ve sürüş konforunu artırıp tüketim ve emisyonları azaltan en yeni teknolojiler kullanılmaktadır. Alhambra, Ateca, Ibiza, Leon ve Toledo modelleri ile Türkiye pazarında Start&Stop özellikli araçlarla sunulmaktadır. Leon modelimizde EcoTSI ACT motor seçeneği ile 130 km/s altında ve 1.250-4.000 d/d arasında 2 ve 3 numaralı silindirleri kapatarak yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

 

Tüm ürünlerimiz de araç motorları sahip olduğu Euro 5 ve Euro 6 normları ile çevreye zarar veren gazların salınımını azaltmaktadır. Ecomotive motorlar, Start&Stop özelliği ve ACT motor teknolojisi kullanılmaya devam edilecektir.

 

SCANIA

Scania, müşterilerinin her türlü ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla geniş bir ürün gamı ile hizmet vermektedir. 250’den 730’a varan beygir gücü seçeneklerine sahip 11 dizel, 2 gazlı ve 5 adet %100 biyodizel yakıtlı olmak üzere, tümü Euro 6 normlarına sahip toplam 18 farklı motor seçeneği bulunmaktadır.

 

Scania’nın yakıt tüketimini düşürme yönündeki çalışmalarının başında yeni Retarder gelmektedir. IAA’da tanıtımı gerçekleşen yeni Retarder, kullanılmadığında otomatik olarak devre dışı kalmaktadır ve böylece direnç kayıpları azaltılır. Uzun mesafeli taşımacılıkta ve yüksek hızla seyir halindeyken şanzıman içindeki iç direncin azalması ile %0,7-%1,4 arasında yakıt tasarrufu sağlanır.

 

Bir diğer yenilik ise Eco-roll’dur. Yeni Eco-roll sisteminde Scania Active Prediction ve Opticruise’un birlikte kullanımı yakıt tasarrufu sağlamaktadır. Sistemde araç vites boşta iken yokuş aşağı inmenin en avantajlı olduğu durumu hesaplar ve bundan istifade eder. Aracınızı boş viteste kullandığınızda iniş esnasında %2’ye varan yakıt tasarrufu sağlanabiliyor. Bu tasarruf yoldaki engebelerin çokluğuna göre değişebilmektedir. Sistem araç için o an hangi uygulamanın daha avantajlı olduğunu kendisi hesaplayarak devreye girmektedir. Türkiye’de devreye alınması 2017 yılı için öngörülmektedir.

 

Scania G410 CA modeli yol dışı şartlarına uygun özelliklere sahip bir araçtır. Kötü zeminden kaynaklı darbelere karşı çelik tampon, tozlu çalışma ortamlarına uygun hava emiş, önde 7.500 kg arkada 13.000 kg taşıma kapasitesine sahip aks ve süspansiyonlar, damper, silobas gibi inşaat/maden üstyapılarına uygun alçak rüzgarlıklar bulundurur. Scania G410 LA modeli Yakıt ekonomisinin yanı sıra zorlu ve kısmi yol dışı çalışma şartlarına uygun donanımları sayesinde özellikle damperli yarı römark, silobas, konteyner taşıyıcı uygulamaları için tasarlanmış 4x2 çekicilerdir. Kabinler daha fazla yaşam alanı için Highline yani yüksek tavanlı seçilmiştir. Yol şartlarında, yüksek ortalama seyir süratlerine uygun aerodinamik plastik tampon bulunur. Her iki modelde 410 bg 13 litrelik motora ve 12 ileri, 2 geri ve 2 karınca vitese sahiptir. İki pedallı Opticruise Şanzıman ekonomi ve standart versiyonlarda sunulurken 2.150 Nm torku 1000 - 1300  devir/dakika aralığında sağlamaktadır. Scania R kabinli çekicilerde 450 bg motor da sunulmakta ve üretilen tork 2.350 Nm’ye çıkmaktadır.

 

Otomotiv sektöründe çevresel etkideki en büyük unsur egzoz gazlarından kaynaklı hava kirliliği ve sera etkisinin artışıdır. Buna önlem olarak motor egzoz emisyonları Euro 5 yerine Euro 6 olarak Scania tarafından 2011 yılından beri Avrupa’da Kullanılmıştır. Euro 5 standartlarına kıyasla NOx seviyesini tam %80 azaltan ve egzoztaki kurum ve partikül seviyesini yarıya düşüren egzoz işleme sistemleri bulunmaktadır. Scania aynı zamanda alternatif yakıtlı araçlara yatırım yaparak doğalgazlı 2 farklı motor seçenekleri geliştirmiştir. İleriye yönelik projeler olmak üzere tam elektrikli araçlar, otonom sürüş gibi yenilikler üzerinde ilerlenilmektedir. İkinci bir çevresel katkı ise yolcu, yaya ve trafik güvenliğinin iyileştirilmesi adına yapılmaktadır. Bu kapsamda ESP devrilme ve kızaklamaya karşı, AEBS gelişmiş acil frenleme ve LDWS şeritten ayrılma ikazı gibi kazaları önleyen sistemler bulunmaktadır.

 

2016 yılı itibariyle daha düşük emisyon seviyesindeki Euro 6 motorlar araçlarımızda standart olarak sunulmaya başlanmıştır. Alternatif enerjili doğal gazlı araçlar da bu tarihlerde satışa başlanmıştır. 2017 yılı ürünlerimizde Euro 6, doğal gazlı ve bio dizel ile uyumlu motorlar kullanılacaktır. Scania tarafından geliştirilen Euro 6 motorlar yakıt tasarrufu sağlarken, aynı oranda doğayı da korumaktadır. Normal şartlarda Euro 6 motora sahip bir araç 100 km’de 84 kg CO2 salımı yaparken, Euro 6 motorlu Scania Streamline araçlarda bu miktar %9,1 oranında düşerek 77 kg’a inmektedir. Yıllık 120 bin km’lik sefer göz önüne alındığında bu oran dikkate değer bir veri olarak öne çıkmaktadır.

 

Pazardaki en geniş motor seçeneğine sahip Scania’nın bu konudaki en büyük farkı bağımsız testler sonucu elde edilen düşük yakıt tüketimi değerleridir. Sadece SCR sistemine sahip Scania'nın 320, 360, 410 ve 450 bg motorlarına ait yol testleriyle sonucu ispatlanmıştır.

 

Tüm bunlara ek olarak; trafik güvenliği ve çevre temizliğine etki edebilecek uygulamalar (Adblue iptali, Hız sınırlayıcı iptali) hem Yetkili Servislerde hem de araçların uydu bağlantısı üzerinden kontrol edilerek önlemler alınmaktadır.