Markalarımızda Çevresel Sorumluluk

VOLKSWAGEN BİNEK ARAÇ

2014 yılında, temiz ve ekonomik sürüş için gerekli tüm inovasyonların bir arada sunulduğu BlueMotion Technologies ürün gamına yenileri eklenmiştir. Bir önceki neslinde sadece BlueMotion modelinde Start Stop ve fren enerjisi geri kazanımı gibi çevreci teknolojileri sunan Polo, 2014 Mayıs ayında yenilenmesiyle birlikte satışlarının yaklaşık %88’ini oluşturan modellerde bu teknolojileri sunmaya başlamıştır. Ayrıca 2014 yılında sunulmaya başlanan sportif modellerden Golf GTI ve Golf R standart olarak sundukları BlueMotion teknolojileri sayesinde yüksek motor gücü ve performanslarına rağmen 100 km’de ortalama 6,5 ve 6,9 litre yakıt tüketimi oranlarına sahiptirler. Yine 2014 yılında lansmanı gerçekleşen Golf BlueMotion modeli ise 85 g/km CO2 emisyonu ve 3,2 litre birleşik yakıt tüketimi ile sınıfında standartları yeniden belirlemiştir.

TSI, TDI ve DSG’nin yanı sıra, düşük sürtünme dirençli lastiklerin, Start/Stop Sisteminin ve Fren Enerjisi Geri Kazanımının bir arada sunulduğu bu teknolojiler; 2011 yılında sadece Touareg ve Passat modellerinde sunulurken günümüzde Polo, Golf, Passat, Volkswagen CC, Tiguan ve Touareg modellerinde de sunulmaya başlanmıştır.

Start/Stop Sistemi, CO2 emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olur. Otomobil, trafik ışıklarında durduğunda motoru durdurmak suretiyle yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltır. Fren Enerjisi Geri Kazanımı ise, hızlanma anlarında alternatörü motordan ayırmakta ve bu sayede motor gücünü sadece hızlanmada kullanarak gereksiz yakıt tüketen elektrik sistemini saf dışı bırakmaktadır. Bu esnada araç elektriği akü tarafından sağlanır. Frenleme esnasında ise alternatör, motordan normalin üstünde güç çekerek motor fren etkisini arttırmakta, aynı zamanda boşalan aküyü hızla şarj etmektedir.

Tüm bunların yanı sıra, Volkswagen Binek Araç modellerinde geri dönüştürülen parçalar, özellikle plastik ve cam materyallerin imalatında ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu bilinen asbest içeriği bulunmayan fren balataları gibi sürtünme elemanları tüm model gamında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Volkswagen Binek Araç olarak Yetkili Satıcılarımızda FSC onaylı kâğıtlar ve yazıcılar kullanılmaya devam edilmektedir. Söz konusu yazıcılarda “Think Blue” logosu kullanılmaktadır. Araç teklif formlarında da aynı logoya farkındalık yaratmak amacıyla yer verilmektedir.

Tüm bu çalışmalarımızın yanı sıra global çapta düzenlenecek olan Think Blue World Championship Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan kişiyi belirlemek amacıyla bir çalışma yapılmıştır. Bu yarışta hedef, en kısa sürede bitiş çizgisini geçmek değil, minimum yakıt tüketimi değerine ulaşmaktı. Volkswagen portalı üzerinden teknik sorulardan oluşan bir test gerçekleştirdik. Daha sonra finale kalan 20 yarışmacımız hem İstanbul’da misafirimiz oldu hem de Saffet Üçüncü ile birlikte 100 km’nin üzerinde bir parkurda verimli araç kullanımı hakkındaki tüm hünerlerini sergiledi. En düşük yakıt tüketim değerine ulaşan yarışmacımız dünya çapında düzenlenecek olan Think Blue World Championship’te Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Bu heyecan dolu deneyim ile çevreci sürüş teknikleri hakkında bilgi verilirken verimli araç kullanımı konusuna da dikkat çekildi.

 

VOLKSWAGEN TİCARİ ARAÇ

Volkswagen Ticari Araç modelleri, Volkswagen teknolojisinin birçok kez ödüle lâyık görülen çevreci motorlarıyla müşterilerimizin kullanımına sunulmaktadır. Amarok ve Crafter’da sunulan çift turbolu motor seçeneği, düşük silindir hacmiyle daha avantajlı yakıt tüketim değeri, düşük devirlerde ve geniş devir aralığında ise yüksek tork elde edilmesine olanak tanımaktadır. Volkswagen Ticari Araç ürün gamında yer alan tüm modeller, sahip oldukları özellikleri ve Volkswagen’in verimli motor teknolojisiyle birlikte farklı sektörlerden farklı ihtiyaçlara çözüm sunan modeller olarak öne çıkmaktadır. Volkswagen Ticari Araç’ın bir başka modeli olan ve 7 ileri DSG şanzımanı, Yokuş Kalkış Desteği seçeneğini sunan tek ticari araç olan Caddy’nin 102 PS güce sahip TDI motoru, 100 km’de 5,2 litre gibi düşük yakıt tüketimi değeriyle dikkat çekmektedir.

2013 yılında Yetkili Satıcılarımızda görev yapmakta olan Satış Danışmanlarına yönelik ürün eğitimi kapsamında bir organizasyon gerçekleştirilmiştir. Bu organizasyonda kullanılan oda kartı, yaka kartı ve program gibi tüm basılı malzemeler geri dönüşümlü kâğıttan üretilmiştir ve böylece Yetkili Satıcılarımızda farkındalık yaratılması hedeflenmiştir. Bundan sonraki dönemde yapılacak Yetkili Satıcı eğitimlerinde de aynı materyaller kullanılarak farkındalığın artırılması hedeflenmiştir.

9 farklı lokasyon ve 5 farklı ilde toplam 45 günlük araç sergileme etkinliğinde kullanılmak üzere hazırlanan araç sergi stantları, geri dönüşümlü malzemeden üretilmiştir. Bu sayede %100 oranında kullanılan malzemeden üretilen stantlar, sergileme sonunda yine geri dönüştürülerek tekrar kullanıma hazır hale getirilebilmektedir. Ekolojik ve biyolojik açıdan zararsız bir malzemeden üretilen stantlar tüm lokasyonlarda kullanılmıştır.

2014 yılında VW AG Almanya tarafından destek almış araçlar için istenen fiziki fatura ibrazının yarattığı kâğıt israfı ve çevreye verdiği zararın ortadan kaldırılması için Turkuaz sistem geliştirmesi yapılarak gönderim esnasında oluşan israfın önüne geçilmiştir. 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında da Turkuaz sistemi iyileştirmesi ile birlikte faturalar yetkili satıcılardan talep edilmek yerine, Turkuaz’dan tek sayfa üzerine basılarak çıktıları doğru ve düzgün çıkarılmaktadır. Bu sayede harcanılan kâğıt oranında senelik %30’luk bir iyileştirme sağlanarak çevreye katkıda bulunulmuştur.

 

AUDI

2013 Haziran üretiminden itibaren üretilen tüm yeni Audi modellerinde EURO6 emisyon normunda motorlar kullanılmaya başlanmıştır (örneğin yeni A8 Ailesi). EURO6 normu hem daha az egzoz emisyonu hem de daha düşük yakıt tüketimi sağlamaktadır. Bunun yanında sıra “Audi Hafif Yapı Teknolojisi” gibi çevre dostu üretim modelleri ve ürünler ile ilgili teknolojik çalışmalar devam etmektedir. 

Otomotivde hafif yapı felsefesinin öncüsü olarak kabul edilen Audi AG, 2013 yılında sistemin temel malzemesi olan alüminyumun sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Alüminyum İdari Girişimi’ne dâhil olmuştur. Otomotiv sektöründe hafif yapı teknolojisinin öncüsü olan Audi, sürdürülebilir alüminyum için global bir standart oluşturup,  gelecekte sertifikalı alüminyum kullanarak otomobillerinin çevreye etkilerini daha da iyileştirmeyi hedeflemektedir. 2012 yılında kurulan ve 2014 yılı sonuna kadar, bir çevre kuruluşu olan IUCN (International Union for Conservation of Nature) desteğiyle alüminyum için sürdürülebilir standardın geliştirilmesini amaçlayan Alüminyum İdare Girişimi, ham maddenin çıkarılması, alüminyum üretilmesi ve işlenmesi süreçlerinin tamamında çevreci ve sosyal kriterler belirlemektedir.

Girişim tarafından oluşturulan standartlar Audi’nin bütünsel ürün sorumluluğu yaklaşımıyla örtüşmektedir. Premium otomobiller üreten Audi, sadece yüksek seviyede yakıt verimliliği sunmakla yetinmeyerek, hammaddenin çıkartılmasından üretim ve geri dönüşüme kadar ürününün tüm hayat döngüsü boyunca çevresel etkilerini analiz etmektedir. Audi, her yeni ürün serisinin çevreye olan etkisini anlamak amacıyla sertifikalı çevresel etki analizi gerçekleştirmeye devam etmektedir.

Audi, hafif yapı teknolojisini kullanarak birçok modelinin bir önceki jenerasyonlara göre daha iyi çevresel ayak izine sahip olmasını sağlamaktadır. Örneğin sürdürülebilir malzeme ve üretim süreçlerine ilave olarak sadece ultra hafif yapı bile, mevcut A3 modelinin önceki nesle göre 80 kg daha hafif olmasını sağlamıştır. 2014 yılında da yeni Audi TT 50 kg hafiflemiş olarak tüketicilerin beğenisine sunulmuştur. 2015 yılında satışa sunulan yeni Q7 ise bir önceki modelinden 325 kg daha hafiftir.

20 yıl önce Frankfurt Otomobil Fuarı’nda boyasız ve parlatılmış alüminyum gövdesiyle tanıtılan Audi Space Frame, 1994 yılında ilk Audi A8 modelinin seri üretimiyle kendini gösterdi. Otomobilin bütünüyle alüminyum gövdesi sadece 249 kg ağırlığındaydı. Ultra hafif yapısıyla bugün Audi, “gerekli en az miktarda doğru malzemenin doğru yerde kullanılması” felsefesinden hareketle akılcı malzeme karışımı uygulamaktadır. Daha hafif yapı beraberinde sürüş keyfi getirir, güvenliği artırır ve çevreye daha az etkide bulunur. Bir başka deyişle, her tasarruf edilen kilogram daha az yakıt tüketimi ve daha az CO2 emisyonu anlamına gelir.

Daha hafif malzeme kullanarak çevreye duyarlılığını her geçen gün daha da pekiştiren Audi, 2014 yılında seri üretim modellerinde ultra hafiflik üretim felsefesiyle geliştirilen ve çeliğe oranla %40 daha hafif olan fiberglas amortisörleri kullanmaya başladı. Audi mühendisleri tarafından uzun Ar-Ge çalışması sonucu geliştirilen ultra hafif amortisörler, fiberglasın şekillendirilmesiyle ve plastik tutkalla (epoxy resin) kaplanmasıyla üretilmektedir. Yeşil renkli yeni nesil amortisörler, çelik amortisöre oranla daha kalın olmasına rağmen, daha hafif ve daha güçlüdür. Üst orta segment bir araçta kullanılan bir çelik amortisör 2,2 kg ağırlığında olurken, Audi’nin geliştirdiği fiberglas amortisör, 1,6 kg gelir. Böylece kullanıldığı araçta, %40 oranında ağırlık tasarrufu elde edilir.

Fiberglas amortisörler, araç temizliğinde kullanılan kimyasal maddelerden veya kötü yol koşullarında ortaya çıkan küçük taşlardan da daha az etkilenir. Audi, üst orta segment modellerinin üretiminde, yeni nesil amortisörlerin kullanımına 2014 yılı sonunda başlamıştır.

2015 yılında Audi, sadece su ve karbondioksit gazı kullanarak sentetik dizel yakıt üretmeyi başarmıştır. Sıfır karbon emisyonuna sahip Audi e-Diesel,  hiçbir ek katkı maddesi olmadan araçlarda kullanılabilir.

Audi’nin, Dresden merkezli Sunfire şirketiyle birlikte geliştirdiği, Audi e-Diesel’in üretimi için ham madde olarak sadece su ve karbondioksit gazına ihtiyaç duyulmaktadır.  Su 800 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra elektroliz işlemiyle, hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırılır. Hidrojen, yüksek ısı ve yüksek basınç altında, karbondioksit gazı ile birleştirilir. Bu iki gazın reaksiyonu sonunda da “Blue Crude” adı verilen ve uzun bir hidrokarbon zincirine sahip bir sıvı yakıt elde edilir. Bu ham yakıt, rafine edilerek,  Audi e-Diesel’e dönüşür. Elde edilen sentetik yakıt, yüksek yanma kalitesine sahip olduğu gibi, sülfür ve aromatik hidrokarbon içermediği için de çevreye olumsuz bir etki de içermez. 4 aylık bir araştırma sonucunda elde edilen Audi e-Diesel’in ilk numunesi, Almanya Araştırma ve Eğitim Bakanı Prof. Dr. Johanna Wanka tarafından bir Audi A8 aracına konularak test edilmiştir. Ortaya çıkan sentetik yakıt sadece otomobillerde değil, endüstride de, geleneksel dizel yerine kullanılabilmektedir.

Audi’nin çevreye duyarlı yatırımları ve ürünleri ile ilgili gelişmeler; internet sitesi, basın bültenleri, zaman zaman gerçekleştirilen fuarlar ve basın gezileri aracılığıyla tüm müşteriler ile paylaşılmaktadır.

Audi olarak son yıllarda dağıtılan basılı katalog sayısında kısıtlamaya gidilmiştir ve fuarlarda ve etkinliklerde basılı katalog dağıtmak yerine, müşterilerimiz cep telefonlarından ya da internet sitemizden görüntüleyebilecekleri kataloglara yönlendirilmiştir.

 

PORSCHE

Porsche her araç için üstün sürüş performansı sunmak kadar, daha çevre dostu fikirler, yenilikçi, çevreci teknolojiler sunmayı da hedeflemektedir. Bu nedenle Porsche mühendisleri yakıt tüketimini düşürmek, çevreye zarar veren maddeler ile CO2emisyonlarını azaltmak ve daha çok geri dönüşümlü materyal kullanmak için Ar-Ge çalışmaları yapmaktadır. Son 15 yıl içinde Porsche ortalama yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını yılda %1,7 oranında azaltmıştır. Bu oran otomotiv sektöründeki en başarılı iyileştirme oranlarından biridir.

 

SEAT

TSI ve TDI teknolojileri ile performansı ve sürüş konforunu artırıp tüketim ve emisyonları azaltan en yeni teknolojiler kullanılmaktadır. Alhambra, Leon ve Toledo modelleri ile Türkiye pazarında Start&Stop özellikli araçlarla sunulmaktadır. Leon modelimizde EcoTSI ACT motor seçeneği ile 130 km/s altında ve 1.250-4.000 d/d arasında 2 ve 3 numaralı silindirleri kapatarak yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Tüm ürünlerimiz de araç motorları sahip olduğu Euro5 ve Euro6 normları ile çevreye zarar veren gazların salımını azaltmaktadır. Euro6 egzoz emisyon standartlarıyla düşük yakıt tüketim değerlerine ulaşan Ibiza 1.4 TDI 90 hp DSG S&S, 100 kilometrede ortalama 3,7 litre yakıt harcarken, 97 g/km düşük düşük CO2 değerine sahiptir.

Yeni gelecek araçlarımızda ecomotive motorları, start&stop özelliğini ve ACT motor teknolojisini kullanmaya devam edeceğiz.

 

SCANIA

Scania, müşterilerinin her türlü ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla geniş bir ürün gamı ile hizmet vermektedir. 250’den 730’a varan beygir gücü seçeneklerine sahip 11 dizel, 2 gazlı ve 5 adet %100 biyodizel yakıtlı olmak üzere, Euro 6 normlarına sahip toplam 18 farklı motor seçeneği bulunmaktadır.

Scania’nın yakıt tüketimini düşürme yönündeki çalışmalarının başında yeni Retarder gelmektedir. IAA’da tanıtımı gerçekleşen yeni Retarder, kullanılmadığında otomatik olarak devre dışı kalmaktadır. Böylelikle sürtünmeden kaynaklanan kayıplar en aza inerek ortalama yüzde yarımlık bir azalma elde edilmektedir.

Bir diğer yenilik ise Eco-roll’dur. Yeni Eco-roll sisteminde Scania Active Prediction ve Opticruise’un birlikte kullanımı yakıt tasarrufu sağlamaktadır. Sistemde araç vites boşta iken yokuş aşağı inmenin en avantajlı olduğu durumu hesaplar ve bundan istifade eder. Daha sık kullanılacak şekilde optimize edilen Eco-Roll sistemi de yüzde yarımlık bir tasarruf sağlamaktadır. Bu tasarruf yoldaki engebelerin çokluğuna göre değişebilmektedir. Sistem araç için o an hangi uygulamanın daha avantajlı olduğunu kendisi hesaplayarak devreye girmektedir.  

Yeni Scania Streamline araçlar ise, yakıt tüketiminde düşüş sağlamak için hava akışının kabin çevresindeki hareketlerini en uygun seviyeye indirmektedir. Yeni Streamline, aerodinamik tasarımında vurgulanan özellikleri ile hava direncini düşürerek araçların daha az yakıt tüketimi sağlamasına olanak vermektedir. Scania Streamline G-410 LA modeli Euro6 normlarına uygun 13 litrelik motora ve 12 ileri, 2 geri ve 2 karınca vitese sahiptir. İki pedallı Opticruise Otomatize Şanzıman ekonomi ve standart versiyonlarda sunulurken 2.150 Nm torku 1000 - 1300  devir/dakika aralığında sağlamaktadır. LA modeli ile aynı motor özelliklerine sahip Scania Streamline G-410 CA modelinde ise yük ve yol koşullarına göre tercih edebilecek Opticruise Otomatize Şanzıman’ın off-road seçeneği de bulunmaktadır. Scania Streamline R-410 LA ve R-450 LA modellerinde de 13 litrelik motor tercih edilmiştir. R-410 LA modelinde 2.150 Nm tork üretilirken, R-450 LA modelinde üretilen tork 2.350 Nm’ye çıkmaktadır. Ekonomi ve standart versiyonlar ile donatılmış Opticruise iki pedallı otomatize şanzımanıyla da Scania “standartları belirleyen marka” olmayı sürdürmektedir.

Scania tarafından geliştirilen Euro6 motorlar yakıt tasarrufu sağlarken, aynı oranda doğayı da korumaktadır. Normal şartlarda Euro6 motora sahip bir araç 100 km’de 84 kg CO2 salımı yaparken, Euro6 motorlu Scania Streamline araçlarda bu oran %9,1 oranında düşerek 77 kg’a inmektedir. Yıllık 120 bin km’lik sefer göz önüne alındığında bu oran dikkate değer bir veri olarak öne çıkmaktadır.

Euro6 motorlar da dahil olmak üzere pazardaki en geniş motor seçeneğine sahip Scania’nın bu konudaki en büyük farkı bağımsız testler sonucu elde edilen düşük yakıt tüketimi değerleridir. Sadece SCR sistemine sahip Scania'nın 6 silindirli 13 litrelik motorunun uzun yollarda sağladığı yakıt tasarrufu yapılan testler sonucu ispatlanmıştır.

 

DOĞUŞ OTO

Ürünlerimizde su bazlı boya kullanılmaktadır. Su bazlı boyalar akrilik esaslı yapıları ile bünyelerinde yoğunlukla su ihtiva eden ve kururken de bünyelerindeki suyun buharlaşması ile kuruyan, sağlık açısından zararlı olmayan ürünlerdir. Bu anlamda sentetik esaslı boyalara göre üstünlük sağlarlar. Sentetik esaslı boyalar kururken bünyelerindeki kimyasalları dışarı verdikleri için sağlık açısından zararlı olabilmektedirler. Su bazlı boyalar, yağlı boyalara oranla daha fazla kullanım ömrüne sahiptirler. Ayrıca su bazlı boya kullanılarak araçlarda pdi esnasında daha az su tüketimi yapılmaktadır. Su bazlı boya kullanımı ile su tüketiminin azaltılması hedeflenmektedir.

Doğuş Oto tesislerinde, belirli yerlere konan atık kâğıt ve pil kutuları sayesinde, atık ofis malzemeleri ayrıştırılarak, geri dönüşüm için ilgili mercilere ve yerel belediyelere teslim edilmektedir.

 

Çevreci Özellikler

DFI: Porsche Cayenne modelinde bulunan DFI (Direkt Yakıt Enjeksiyonu) teknolojisi Panamera modelinde de kullanılmıştır. 8 silindirli ve modeline göre çift turbo şarjla donatılmış bu motor, yakıt ekonomisini iyileştirerek CO2 emisyonunu azaltmaktadır. Yeni geliştirilmiş 6 silindirli ve çift turbo şarjlı motorlar da DFI sistemini kullanmaktadır.

Porsche bu teknolojinin 6 silindirli Boxster motorlarında da aynı derecede etkin olduğunu kanıtlamıştır. Örneğin, 911 modellerinde, DFI yakıt tüketimini %13'e kadar, CO2 emisyonunu %15'e kadar düşürmüştür. Boxster ve Cayman S modellerinde aktarımın tipine göre, %15'e kadar varan yakıt tüketimi ve %16'ya varan CO2 karbon emisyon düşüşü sağlanmıştır.

Hafif Yapı: Tüm Porsche modellerinin en çarpıcı özelliklerinden biri de, hem performans hem de çevre açısından avantaj sağlayan hafif yapılarıdır. Bunu sağlayan kriterler arasında yüksek oranda alüminyum alaşımı, plastik ve klasik çeliğe göre daha stabil ve hafif olan, yüksek dayanıklılığa sahip çelik bulunmaktadır. 911 Turbo modelinde bu yapının etkileri belirgin olarak görülmektedir. Model, toplam 1.585 kg ağırlıkla (manuel şanzıman) sınıfındaki en hafif araçlardan biridir.

Auto Start&Stop Fonksiyonu: İlk kez Porsche tarafından Panamera modelinde kullanılan ve sadece PDK ile bağlantılı olarak çalışan otomatik Start&Stop fonksiyonu yakıt tüketimini ve dolayısıyla karbon emisyonlarını azaltmaktadır. Örneğin, trafik ışıklarında sürücü ayağı frende beklediğinde sistem motoru otomatik olarak durdurmaktadır. Bu sistem şehir içi araç kullanımında %10'a kadar ve genel olarak en az %5 oranında yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Cayenne Diesel: Cayenne Diesel 3.0-litre V6 turbo dizel motora sahip, güçlü, ekonomik ve çevre dostu bir Porsche modelidir. Yüksek basınçlı enjeksiyon sistemine sahip Cayenne Diesel çok kısa enjeksiyon geçiş süreleri ve hassas kontrollü enjeksiyon miktarlarıyla, devir başına daha fazla enjeksiyon ve dolayısıyla kusursuz ateşlemeye olanak tanımaktadır. Ayrıca, bu modellerde çevreyi yakıt buharlaşmasından korumak amacıyla en yüksek standartlar kullanılmıştır. Dönüşsüz yakıt ikmal sistemi, yakıt buharı oluşumunu azaltarak emisyon değerlerinde belirgin azalma sağlamaktadır. Buhar taşıyan kısımlar, çok katmanlı plastikten üretilmektedir. Büyük ve etkin karbon filtresi ile çok katmanlı plastik yakıt deposu, buharlaşmayı daha da azaltmaya yardımcı olmaktadır.

ACC InnoDrive: Geleceğe yönelik bir destek sistemi olan ACC InnoDrive aracın önündeki yolu izlemekte ve farklı hız ve sürüş dinamiklerinde optimum yakıt tüketimi için motorun, şanzımanın ve frenlerin kontrolüne yönelik bilgi vermektedir. Sistem bu süreçte aracın verimliliğini artırmaya önemli katkı sağlamaktadır. Test koşullarında elde edilen ilk sonuçlara göre, ACC InnoDrive destekli potansiyel yakıt tasarrufu yaklaşık %10 olmaktadır.

Hibrid: Bilindiği üzere içten yanmalı motorla elektrikli motorun kombinasyonu açık bir biçimde yakıt tüketimini azaltmaktadır. Ancak bu kural tüm hibrid araçlar için geçerli olmamaktadır. Porsche, bir ilki gerçekleştirerek yeni Panamera S E-Hybrid modeline plug-in hibrid özelliğini eklemiştir. Bu araçlar prize takılabilir özellikte hibrid araçlardır. Porsche bu teknolojisi sayesinde sadece yakıt tüketimini azaltmakla kalmamış, aynı zamanda CO2 emisyonunu da azaltmıştır. Sistem akaryakıt kullanımını, yenilenebilir enerji kullanımı ile değiştirmektedir. Böylece enerji kaynakları korunmakla birlikte Porsche hibrid araçlar normal motora sahip bir aracın harcadığı enerjinin sadece dörtte biri ile aynı mesafeyi alabilmektedir.